Armat - national platform
Oturum
1

....

2
Fikirlerinizi ve görüşlerinizi paylaşabilmek için kaydolun
Bizi kendiniz hakkında biraz bilgilendirin
Tamamlandı
Giriş yap
Fikirlerinizi ve görüşlerinizi paylaşabilmek için oturum açın
Giriş yap
Şifrenizi mi unuttunuz?

Ya da sosyal ağ üzerinden bize katılın

Gönder
Giriş yap
Oturum
Neden Hemşince konuşmuyorsunuz? (Ինչի՞ համշեցնակ խաբրե չես)

Neden Hemşince konuşmuyorsunuz? (Ինչի՞ համշեցնակ խաբրե չես)

“Medyalab” ın muhabiri Sergey Vardanyan - Ermenistan Cumhuriyeti Ulusal Bilimler Akademisi Arkeoloji ve Etnografya Enstitüsü Araştırma Görevlisi, etnograf, folklorist, aylık “Dzayn Hamshenakan” gazetesinin yazı işleri müdürü ve “Hamşen” in başkan yardımcısıdır.

Bay Vardanyan, Hemşinliler hakkında okuyup duyduklarımdan sonra şu sonuca vardım: Bu insanların kimlikleri pamuk ipliği üzerinde duruyor. Bir kısım Hemşinliler Müslüman olmuşken, Hıristiyan olan Hemşinlilerde nesli tükenmekte olan bir lehçe ile konuşuyorlar.

Hıristiyan Hemşinliler kendilerini Ermeni olarak tanımlıyorlar. Onlara nereli olduklarını sorarsanız eğer size “Trabzon, Ordu ve Canik’liyiz” şeklinde cevap vereceklerdir. Abhazya’nın Krasnador bölgesinde insanlar neden kendilerine Hemşinli denildiklerini soruyor. Son yıllarda bu konuda çok şey yazılmıştır. Artık herkes büyük babalarının Amşen’den Canik’e, Ordu’ya ve Trabzon’a geldiklerini biliyor. Örneğin; Sasunlar, Sasun’dan Tallinn’e, Tallinn’den başka bir yere geçerlerse, nereden geldikleri sorulduklarında, “Tallinn’den” derler. Tarihi bilenler ise onların Sasunlu olduklarını bilirler. Ama tarihi bilmeyenler ise onların Tallinn’den (Estonya’nın başkenti) olduklarını düşünür. İslam’ı kabul eden Hemşin Ermeniler, İstanbul ve Artvin vilayetinde yaşayanlar Türk olmadıklarını söylemek  için kendilerini Hemşinli olarak adlandırırlar. Aynı zamanda Hıristiyan olmadıkları için Ermeni olduklarını söyleyemezler. Bu hem özgünlüğü hem de gizliliğini korumak için bir yoldur.

Müslüman olan Hemşin halkı kültür ve gelenekleri nasıl koruyabilir?

Burada asıl önemli olan şey, İslam'ın kabulünden bu yana ne kadar zaman geçtiğini bilmek. Hemşinlilerin büyük çoğunluğu 1720’de İslam’ı benimsedi. 300 yıl önce İslam’ı kabul eden Ermenileri düşünün. Bu kadar uzun zamanda kültürlerinde çok büyük değişiklikler olabilir. Nereden geldikleri sorulduğunda “biz Hemşinliyiz” diyorlar. Peki ya ben nasıl cevap verirdim bu soruya? Ben Van’lıyım, 1915’te büyük babam ve büyük annem oradan geldiler. Hemşin'de köyler, dağlara ve ormanlara yayılmıştır. Hemşin Ermenileri Rize ilinde 1950-60 yılına kadar Ermenice konuştular. Yaşadıkları yere elektik gelip televizyonlar çıkınca Türkçe konuşmaya başladılar. Aynı zamanda köylerinde birçok Ermenice sözünü korumayı başardılar. Bundan önce insanlar özellikle kadınlar Türkçe bilmiyorlardı. Dağlarda yaşıyorlardı, öğrenim görebilecekleri bir alan yoktu. Aynı durum, 1970'lerde ve 80'lerde elektrik bağlanmadan önce Artvin ilinde de geçerliydi. O zamana kadar çoğu insan Türkçe bilmiyordu. Şimdi çocuklar çizgi filmleri Türkçe izliyorlar ve küçük yaştan itibaren dili öğrenmiş oluyorlar. Hemşinlilerle konuşulduğu zaman hemen Türkçe diline geçip konuşmaya devam ediyorlar. Onlara şöyle bir soru sordum: “Neden Hemşince konuşmuyorsunuz?” Bilinen bir cevap verdiler: Onların Hemşince kelime dağarcığı günümüz olaylarını, anlatıp açıklamaya yetmiyordu. UNESCO’ya göre, Hemşin lehçesi Türkiye’nin tehlikede olan 18. Dilidir.

Hemşin ve Hemşinlilerle ilgilenmeye nasıl başladınız?

1969 yılında okuldan mezun olduktan sonra annem ve ben Adler'e denize gittik. Annem bana; “Çok meşguldün, yoruldun, gideceğiz, biraz dinleneceğiz” dedi. Adler yakınında Moldovka adlı bir köy var. Bu köy, Hemşinler haricinde Estonyalıların ve Moldovalıların yaşadığı bir ermeni köyüdür. Adler’de kaldığımız evde, Moldovkalı köylüler endişeli bir yüzle geldi ve ellerimize yapıştılar. Moldovka'da bir Ermeni okulunun açılmasını talep etmişlerdi, ancak yerel yetkililer buna karşı çıktılar. Onlarla konuştuğumda, söyledikleri bazı kelimeleri anlamadım. İnsana “masht” demelerinden ve daha bir çok sözden etkilendiğimi hatırlıyorum. Bu insanlar ermeni olarak kalmak için mücadele ediyorlardı. Ermenistan’a döndüğümüz zaman Hemşin ve Hemşinliler hakkında sorular sorduk ve duyduğumuz şeyler üzücü ve yürek parçalayıcıydı. Literatür araması yapmayı denedim ama hiçbir şey bulamadım. Yüzbinlerce Ermeni, Hemşinlerin yaşadıkları yerlerde tatil köylerine gidiyorlar. Denizde yüzüyorlar, dinleniyorlar ama neredeyse Hemşinler hakkında hiçbir şey bilmiyorlar. Daha sonra “Pioner Kanch” gazetesinde çalışmaya başladım ve orada Krasnador Bölgesi ve Abhazya’daki ermeni çocuklarının şiirlerini yayınlamaya başladım. Bir gün Hemşin bir öğretmen olan ve kitapları olmayan okullara kitap dağıtan, Andranik Zeytunyan geldi. O, ulusal kimliğin korunması ile ilgili çalışıyordu. Onun yardımı sayesinde beni ilgilendiren ve Hemşinlerle bağlarımı güçlendiren birçok soruya cevap buldum.

Bu bağlar ne kadar güçlü? Bildiğim kadarıyla, Ermenistan’da “Hemşin” adlı bir hayır kurumu var ve başkan yardımcısı  sizsiniz. Bir radyo yayını olan “Hemşin muhattabı” var ve yazarı sizsiniz. Aylık bir program olan “Hemşin’in Sesi”nin editörü de gene sizsiniz. Siz bütün bu materyalleri evinizde mi hazırlıyorsunuz?

Eğer siz bunların hepsini biliyorsanız, demek ki doğrudur. Uzun yıllar boyunca, Erivan'da Hemşin ve Hemşin Ermenilerine adanmış bir müze oluşturmak için materyal topluyordum. Ama şimdi anladım ki benim hayalim gerçekleşebilecek bir şey değil. Biz değiştik. Ulusal kimlik bilinci düşüşte. Abhazya ve Krasnodar Bölgesi vatandaşları artık daha önce olduğu gibi Ermenistan ile ilişkilerini sürdürmekle ilgilenmiyorlar. Yerevan’a gelen Hemşin sakinlerine ücretsiz dağıtmaları için yanlarına gazete ve kitap almalarını istedim ama onlar getirmediler. Hemşin öğretmeninden gazetede çocukların fotoğrafını basabilmek için fotoğraf göndermesini istedim ama göndermedi. Sovyet dönemlerinde sansürlü Hemşinliler kendilerini, katliam tarihlerini, kendi kültürlerini ve folklorlarını anlatabilecekleri insanlar arıyorlardı. Bugün ise böyle bir durum yok. Şimdi ben onlardan yayınlamak için materyal göndermelerini istiyorum ama çoğunluğun umurunda değil bu durum.

Hemşin folklorlunun ölmekte olduğunu ve onu koruyabilecek vakti kaçırdığımızı söylüyor. Bunun nedeni nedir?

1984-87 yıllarında Orta Asya’nın Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan’daki Hemşin Müslümanlarının sözlü halk sanat eserlerini toplama çalışmalarına aktif olarak katıldığım zaman, soykırımı kendi gözleri ile gören insanlar hala hayattaydılar. Onlar saatlerini; masallar, öyküler, bilmeceler ve atasözlerini anlatmak için ve şarkılarını söylemek için harcayabilirdi. O zaman bazı verileri topladım ama bazı zorlukları vardı. Lehçeyi öğrenmeye yeni başlamıştım. Onlar da ermeni olduğumu ve Hemşinlileri aradığımı söylediğimde çok şaşırmışlardı. Soykırımdan kurtulan yaşlı bir kadın: “Şimdi onlar nerede yaşıyorlar mı, gerçekten kaçtılar mı?” Diye sordu. Şimdi, Türkiye'ye geldiğimde birkaç oyun ya da bilmeceyi anlatabilirim, bundan çok memnunum ve kendimi şanslı sayıyorum.

Folklor yazılı bir miras değil, sözlü bir mirastır. Sözlü olarak genç nesile masalları, öyküleri, bilmeceleri ve şarkıları aktarmak zor olmalı.

Hemşinler çocuklarına lehçelerini ve folklorlarını aktarmak istemiyorlar.

Neden?

Ebeveynler çocuklarını neden Ermenistan'da (Sovyet döneminde) bir Rus okuluna yolladılar, evde Rusça konuştular, Rus kültürünü propaganda ettiler? Ermeni dili, gelecekte iyi bir pozisyon elde etmek için umut vermedi. Aynı şekilde, Hemşinler çocuklarına lehçeleri, şarkıları ve masalları öğretmez, çünkü bu durumda bir çocuğun beklentisi sadece çay tarlalarında çalışmak veya çobanlık yapmak olur. Hemşinler çocuklarının Türkçe öğrenip, İstanbul’da yüksek öğrenim görmelerini istiyorlar. Türkler, sırayla, köylerde hiç kimsenin Hemşin dili ve kültürüyle ilgilenmediği propagandasını yürüttü. Ermenistan, Ermenicenin devlet dili olduğu, gazetelerin, kitapların ve televizyonların Ermenice yayın yaptığı yerdir. Burada birçok gerçek vatansever bulabilirsiniz. Hemşinliler bu koşullarda özgünlüklerini nasıl koruyabilirler? Bir Hemşin ermeni bana şunları söyledi: “Hemşin ve diğer Ermeni toplumu hakkında bilgim olmadan kendimi ermeni olarak nasıl görebilirim? Tarihinizi ve kendi tarihimizi bilmiyorum.” İşte bende onları tarihlerinin özüne getirmeye çalışıyorum.

Hemşin ermeni Horonu.

Konuşma Marina Bagdagyulyan tarafından yönetildi.

Dzayn Hamshenakan, Kasım-Aralık 2017

Yorumlar

Sonra ne okumalı

Türkiye’de Ermeniler: Mücadele devam etmeli

Ermeni Soykırımı Sürecinde Afrin

Vahan Totovents, Eski roma yolunda yaşam