Armat - national platforms
Oturum
1

....

2
Fikirlerinizi ve görüşlerinizi paylaşabilmek için kaydolun
Bizi kendiniz hakkında biraz bilgilendirin
Tamamlandı
Giriş yap
Fikirlerinizi ve görüşlerinizi paylaşabilmek için oturum açın
Giriş yap
Şifrenizi mi unuttunuz?

Ya da sosyal ağ üzerinden bize katılın

Gönder
Giriş yap
Oturum
Zazalar

Zazalar

Zazalar Türkiye’nin Doğu Anadolu Bölgesi’nde yaşayan halklardan biridir. Konuştukları dilin adı da Zazacadır. Zazalar yüzyıllardan beridir bu bölgelerde yaşayıp, varlıklarını devam ettiriyorlar. Sözlü bir gelenek halinde olan Zazaca dili son zamanlarda yazılı bir hale gelmiştir.

Zaza kelimesinin nereden geldiğine dair çok fazla varsayım olsa da genellikle zazacada “za” sesinin çok fazla kullanılmasından dolayı Zaza dendiği söylenir. Örneğin; “Deza, warza, bırarza, xalza” gibi.

Zazaların tarihte ilk yaşadığı yer, bilindiği kadarıyla Hazar denizinin kıyıları olarak tarif edilir. İran toprakları içerisinde yer alan “Deylem” diye bir bölgeden bahsedilir. Fakat burası Zazaların ilk yaşadığı yer olsa da daha sonra Zazalar buradan çıkmışlar ve Musul’a gitmişlerdir. Musul’da önemli oranda bir zamanlar yaşayan Zazalar, Musul’dan sonra günümüzde yaşadıkları Anadolu topraklarına gelmişlerdir.

Zazalar, İran’da yaşayan tüm halklar ile komşuluk yaptılar. Bu bölgedeki ilk komşuları Farslar olmuştur daha sonra Musul’a yerleşen Zazalar, Araplar ile komşuluk yaptılar. Musul’dan Anadolu’ya gelerek Kürtler ile komşuluk geliştirdiler. Yani Zazaların yüzyıllardan beridir Farslar, Araplar, Kürtler ve  Türkler ile komşuluk yaptığı görülmektedir.

Zazaca, Hint Avrupa dil ailesinin İran dilleri familyasına ait bir dildir. Zazacanın özelliklerine baktığımız zaman çekimli bir dil olduğunu görüyoruz. Çekimli dilde şu anlama geliyor: kelimenin köküne yeni harfler ekler getirilerek yeni bir sözcük türetilen dil. Tıpkı Arapça, Farsça ve Türkçe gibi. Aynı zamanda İngilizceyle İran Latin dilleri ile akraba Almanca gibi Fransızca gibi İtalyanca gibi bir taraftan da Farsça gibi doğu dilleri ile akraba bir dil, bu dilde özellikle eril ve dişil ayrımının çok net bir şekilde olduğunu görüyoruz ve bu özellik Zazacanın çok eski çok köklü bir dil olduğunu bize gösteriyor.

Zazacanın bölgeler arasında çok fazla değiştiği ve insanların anlaşamadığı ve çok kopuk bir dil olduğu şeklinde çok yanlış bir algı var insanlar arasında, fakat biz bölgeler arasındaki Zazacanın kelime seçimine yazımına baktığımızda aslında bölgeler arasında çok ciddi bir değişimin olmadığını ve farklılığın daha çok ses düzeyinde veya kelime yazımında olduğunu görüyoruz yani örneğin bir bölgede bir kelime tek sesle ifade edilirken diğer bölgede iki sesli olabiliyor. Sadece bazı kelimelerin yazımında bazı harflerin kullanımında bölgeler arasında bir değişimin olduğunu görüyoruz bu da gayet normal yani bu değişim ve farklılık bölgeler arasındaki insanların anlaşılmasını  tamamen engellemiyor sadece çok az da olsa biraz farklılık meydana getiriyor insanların belirli bir aşinalığından sonra her bölgeden insanların  çok rahat bir şekilde iletişim kurabildiğini görebiliriz.

Zazalar daha çok kırsal bölgelerde yaşayan şehirleşmeye geç geçen ya da şehirleşmeye çok fazla yakın olmayan bir toplum böyle olunca da kültürel özelliklerinde biraz daha samimiyet biraz daha sıcaklık biraz daha kendi içindeki ilişkiler de çok yakın olan bir kültürel özelliğin olduğunu görüyoruz bir diğer özellikte, Zazaların yüzyıllardan beridir kendileri ile beraber getirdikleri gelenekleri görenekleri adetleri yaşam biçimleri bu şehirleşmeden uzak tutularak daha canlı bir şekilde yaşamaya çalışıyorlar ve buda insanları iyi bir ortak noktada bir araya getirmektedir.

Türkiye’de Zazaların yaşadığı bölge, genellikle yoğunluklu bir şekilde Doğu Anadolu  bölgesi azda olsa güneydoğu Anadolu bölgesinde Zazaların yaşadığını görmekteyiz ağırlıklı olarak üç ilde Zaza nüfusunun daha fazla olduğunu görüyoruz bu iller: Bingöl; Diyarbakır ve Dersim yani Tunceli’dir. Bunun yanında Elazığ'da hatırı sayılır bir Zaza nüfusunun olduğunu söyleyebiliriz bu üçünün dışında yani Bingöl, Dersim ve Diyarbakır dışındaki bölgelerde ise daha çok ilçe veya bazı yerleşim yerlerinde Zazaların olduğunu görüyoruz. Örneğin; Urfa'da Siverek, Adıyaman’da Gerger gibi. Erzincan’da, Sivas'ta, Aksaray'da ya da Erzurum'un bazı bölgelerinde Zaza nüfusunun olduğunu görmekteyiz fakat bu bölgelerdeki Zazalar belirli sebeplerden dolayı zorunlu göçe uğramışlar. Buralarda belirli bir dönemde yaşamış, bir köy bir ilçe veya birkaç köyden oluşan bir Zaza nüfusunun olduğunu söyleyebiliriz.

Zazaların kendilerine Kürt veya ayrı bir millet görmesi meselesi aslında Zazalar, temelde üç farklı aidiyete sahiptir. Yani bazı Zazalar kendilerini ayrı bir millet olarak görür, bazıları kendilerini Kürt görür, çok az da olsa bir kısım Zazalar da kendini Türk görür. Buradaki temel farklılık ideolojik ve siyasi bazı ayrışmalardan dolayı oluyor. Örneğin; geçmişten beridir Kürt hareketi içerisinde olan veya Kürt Siyaseti içerisinde olan Zazalar genelde kendilerini  Kürt görürler. Özellikle ulus devletle beraber biraz daha asimile olmuş, biraz daha sisteme entegre olmuş Zazalar ise kendilerini Türk olarak görürler. Örneğin Elazığ’ı Zazalarının bir kısmı buna örnek verilebilir veya Dersim zazalarından bir kısım buna örnek verilebilir. 1990 lı yıllardan  ve 2000 li yıllardan sonra da çok hızlı bir şekilde Zazalar da kendi milli bilincinin oluşmaya başladığını görüyoruz. Bu dönemlerden sonrada artık Zazaları Türk veya Kürt değil Zazaların da ayrı bir millet olduğunu, ayrı bir toplumsal yapıya sahip olduğu görüşü her geçen gün daha fazla yaygınlık görmektedir. Burada artık Zazaların kendisine ait bir statüsünü, kendilerine ait bir yaşam şekilleri ve kendilerine ait bir gelecek tahayyülü olması gerektiği fikri ön plana çıkıyor.

Zazalar ve Kürtler aynı bölgede yaşıyorlar yani Türkiye’nin doğu ve güneydoğu Anadolu bölgesinde yaşıyorlar.  Yüzyıllardan beridir de bu bölgede yaşayan ve komşuluk yapan iki halklar. Bu iki halk tarih boyunca aynı ülkelerin yönetimi altında yaşamışlardır. Örneğin; Osmanlıların yönetimi altında her iki halkta uzun yıllar yaşamıştır. Bir diğer özellik ise 1923'te cumhuriyetin ilanından sonra bu iki halk, cumhuriyetin etkisine uğramış, yani her iki halkında dili yasaklanmış kültürü yasaklanmış toplumsal hayattaki bütün yaşam alanları neredeyse sınırlandırılmıştır.

Zazalar 1856 yıllardan sonra yavaş yavaş araştırma konusu olmuştur. Yani tarihsel araştırmalar fazla eskiye gitmiyor, yeni yeni akademiye bilimsel çalışmalara konu olan bir halktır Zazalar. Elimizde Zazaları tanımak için yeterli derecede kaynak henüz yok ama var olan kaynaklar da şu anki açığı kapatabilecek bir düzeyde bu çalışmaların önemli bir kısmını batılı araştırmacılar tarafından yapıldığını biliyoruz. Türkiye’de de özellikle 2000’li yıllardan sonra bu alana dair araştırmaların, hızlı bir şekilde arttığını görüyoruz. Yani artık Türkiye’deki araştırmacılar da, Zazaların dili, kültürü, kökeni ve toplumsal yaşamları hakkında çalışmalar yapıyorlar.

Zazaca konusu çok fazla araştırma konusu olmamış son dönemlerde yavaş yavaş araştırılıyor. Özellikle 2010’lu yıllardan sonra üniversitelerde Enstitülerin kurulmasıyla beraber bu alanda alınan lisansüstü öğrenciler, Zazalarla ilgili Zazacayla ilgili Zazaların tarihi ile ilgili, Zaza edebiyatıyla ilgili hatırı sayılır  düzeyde araştırmalar yaptıklarını görüyoruz.

Son dönemde modernleşmeyle beraber, Zazalara ait kültürel özelliklerin de belirli bir oranda dezenformasyona uğradığını görüyoruz yani artık küresel çağ da yerel kültürlerin yaşaması hayatta kalması maalesef çok fazla mümkün olmuyor ve Zazaca da Zazalar da bu küreselleşme ile beraber önemli bir oranda olumsuz etkilenmişlerdir ama yine de Zazacanın ayakta kalması ve bu kültürün devam ettirilmesi amaçlanıyor.

Kapak fotoğrafı: ATLAS DERGİSİ, EYLÜL 2014 / SAYI: 258

Yorumlar

Sonra ne okumalı