Armat - national platform
Oturum
1

....

2
Fikirlerinizi ve görüşlerinizi paylaşabilmek için kaydolun
Bizi kendiniz hakkında biraz bilgilendirin
Tamamlandı
Giriş yap
Fikirlerinizi ve görüşlerinizi paylaşabilmek için oturum açın
Giriş yap
Şifrenizi mi unuttunuz?

Ya da sosyal ağ üzerinden bize katılın

Gönder
Giriş yap
Oturum
1937 Ermeni generallerinin vuruluşu: kahramanlıktan hainliğe giden bir adım
Bellek

1937 Ermeni generallerinin vuruluşu: kahramanlıktan hainliğe giden bir adım

Sovyet döneminin başlangıcı olan 1917 Ekim Devrimi milyonlarca insan için ölüm fermanının sebebi oldu. NKVD ve ermeni devlet organları ayakta uyumuyorlardı. Herkesten çok halkın üst kısmı, en iyi temsilcileri zarar gördü. Halkın öksüz kalması lazımdı. Öldürülenlerin arasında Ermeni halkının bugün var olmasını borçlu olduğu isimler var ve bu isimler 20. Yüzyılın 80-90’larına kadar yasak altındalardı.

Çoğunluk, 1937’de soğuk bir Aralık sabahı seçkin Ermeni generalleri, Ermenistan’ın kurtarıcıları olan Movses Silikyan, Kristofor Araratyan ve arkadaşlarının isimlerini bilmiyorlar.

General Movses Silikyan, Kristofor Araratyan ve arkadaşları Türk ordusuna karşı Serdarabad ve Baş-Aparan Muharebelerinin en önemli adamlarından biriydiler, harekâtın kilit sonuçları, soykırım ve savaş sonrası kalan Ermeni halkının kaderi onlara bağlıydı. Bu muharebeler Ermenistan’ın bundan sonraki varlığını garantileyecekti.

Tarih, bundan önce defalarca küçük halkların yaşam haklarını kanla kazanabileceğini göstermişti.

Soykırımı atlatmış Ermeni halkının ise kalan tüm güçlerini toplayıp bundan sonra savaşın hayat için değil ölüm için olduğunu anlayarak geri mücadele vermesi gerekiyordu.

15 mayıs 1918’de Türkler Doğu Ermenistan’a girdi. Düşman Ağrı’nın eteklerinde hareket etti ve bir sonraki gün Sardarapat’a 10 km uzaklıkta olan Araks istasyonunu ele geçirmişlerdi. Türkler hem donanma (yepyeni 40 topuna karşı Ermeniler 18 eski topa sahipti), hem de canlı güç olarak üstündüler. Bunların haricinde Türklere Almanlar yardım ediyordu.

İşte bu koşullarda generaller faaliyetlerini gerçekleştirdi. Öyle bir konumdalardı ki, geri çekilecek yer bile yoktu. Belki de bu inanılmaz gerilim ikinci bölüğün başı Movses Silikyan ve topçu Komutanı Kristofer Araratyan’a o gücü vermişti. 

“Eğer Sardarapat muharebesinde Ermeniler mağlup olsaydı, Ermenistan sadece coğrafik bir terim olarak kalırdı”– İngiliz Tarihçi С.Walker

Düşmanda sayıca üstün olduklarının hissini yaratmak için onlara ilk saldırmaya karar vermişlerdi. Topçulara, Araratyan’ın verdiği ilk emir “Tüm gücünüzle ateş ediniz!” olmuştu. Başarılı komutanın savaş stratejisi Türklerin 12 topunu ele geçirmelerini sağladı. General Movses Silikyan Araratyana sıkıca sarılıp “Sardarapat’ın tanrısı, sana ve cesur topçularına sonsuz şan olsun... “

Sardarapat ve Baş-Aparan cepheleri olan bu savaşın tüm kontrolü Silikyan’ın ellerindeydi. Yerevan’a giden yolu kapatan cepheyi bizzat o yönetiyordu. Kısıtlı gücü olmasına rağmen 13 binlik Türk ordusunu görülmemiş bir zaferle mağlup etti

“Daha önce hiçbir zaman 25 mayıs 1918 günü olduğum kadar mutlu olmamıştım.” – Araratyan.

Bu şekilde 3 hafta süren Ermeni-Türk Savaşının tüm dönemi boyunca tam olarak Sardarapat ve Baş-Aparan muharebelerinde Türk ordusunun Erivan’a girişi engellenmişti. 28 mayıs 1918 yılında ise Ermeniler devletlerini kurup, ilk cumhuriyetlerini ilan ettiler.

Savaş başarıları komutanlara topraklarını kurtarmak için motive ederken, olaya politikacılar karıştı. Batum müzakerelerinde Ermeni heyeti askeri başarılarından habersizdi. Sonuç olarak ele geçirilen topraklar tekrar Türk kontrolüne geçti. Kendi politikacıları yüzünden Ermenilerin bedeli kanlarıyla ödeyerek vatan topraklarından çekilmeleri gerekti. Bağımsızlık ise etrafı düşmanlarla çekili küçük bir toprakta ilan edilmişti.

1919 yılında Kristofor Araratyan, Movses Silikya’nın tavsiyesi üzerine ilk cumhuriyetlerinin savaş bakanı seçilmişti: “Ona hak ettiği generalliği verelim ki bu tanrı savunma bakanlığını yönetsin. Hem korkusuz, bir bıçak gibi keskin, ana vatanına düşkün ve Ermenicenin haricinde komutanlığın dilini biliyor. İpleri onun eline vermeliyiz...”

Kısa bir zaman sonra başarısız diplomasinin ağır sonuçlarını düzeltmek için ellerine fırsat geçiyor: İngiltere ve Fransa tarafından kovalanan Türkler, Kars’ı bırakıyor. Böylece 1920 yılının Nisan ayında general Silikov savaşmadan terk edilmiş şehri ele geçiriyor. Araratyan ise Ermeni devletindeki yeni görevini reddettikten sonra, Kars’a, şehrin savunmasında yer almaya gidiyor. Ermenilerin askeri başarıları bu sefer ise dış politikalarının konumlamasının değişimine takılıyor: Bolşeviklere yanaşan Türkler’in lehine hareket etmeye başlıyorlar. Ermeni politikacılar yeniden duruma hakim olamıyorlar. Kars'ı utanç verici bir şekilde teslim ediyorlar. Araratyan ise diğer komutanlar ile birlikte, bir yıl süren esirliğe alınıyor.

Stalin baskılarının kurbanları

Yeni hükümetim kuruluşuna az kala Movses Silikyan’ı ordudan kovuyorlar. Ama yakın zamanda iletişime geçip, 1921 yılında ise karar değiştirip geriye çağırıyorlar. Silikyan Sovyetler zamanında genel olarak küçük girişimcilikler yaptı. Hayatının son yıllarını ise dostlarınla şahmat oynayıp, şanlı ordu yıllarını hatırlayarak geçirdi. Ve o yılları sadece o değil, ülkeyi terk eden ilk cumhuriyetin yöneticileri de onun ismini sık sık hatırladılar. Belki de bu ikinciye tutuklanmasına sebep oldu. General Silikyan’ın oğlu “Kasım 1937’de son transferi gerçekleştirdikten sonra, annem döndü ve hüzünle babamın notlarında gömleğinin yakasının daha iyi yıkanması gerektiğini yazdığını söyledi. Saflığımız, belki de salaklığımız yüzünden biz hiçbir şey anlamadık. Anca çamaşırları yıkayan kadın kimyasal kalemle yazılıp gömleğinin yakasına sakladığı nottan kalan mor topağı gördükten sonra, babamın bizi bir şeyler hakkında uyarmaya çalıştığını anladık.” demişti.

Silikyan’ın tutuklanması Kristofor Araratyan’ı da derinden sarsmıştı, o bir yıl süren esirlikten sonra sovyetleşen anavatanına taşınmıştı. Evdekilere söylemeden NKVD’ye arkadaşının tutuklanma sebebini öğrenmeye gitmişti. Cevap olarak şimdilik gidebileceğini, yakında onu da alacaklarını söylediler. Araratyan Sovyetler Birliğinde Ermeni tüfek bölümünün komutanlığı yapmıştı, ayrıca Erivan Devlet Üniversitesi’nde savaş bölümünün başkanıydı.

Kristofor Araratyan’ın torunu ise “Arşivlere girip sorgulamalarını okudum. Hepsinin dediğini okudum ve hepsinin onlara karşı olan suçlamaları reddettiklerini gördüm. Sovyetler Birliği’ne karşı gelecek faşist grupları kurmakla suçlamışlardı hepsini. Bu saçmalık! Ama yüce Sardarapat’ın kahramanlarını vurdular.”

10 Aralıkta sabah 5’de Norka sığınağına eski askerilerden oluşan grup getirildi. Aralarında Movses Silikyan, Topçu Generali Kristofor Araratyan, General Dmitriy Mirimanov, Albay Agasi Varosyan, Stepan Oganesyan, Akop Mkrtçyan, Arutün Akopyan. KGBl’er gözlerini bağlamak istediler, ama hepsi reddetti.

— Ateş edin... Gözlerimizin içine ilk kez bakmıyorlar!

Ermenistan bir anda ana kahramanlarını kaybetti. Türklerin açık savaşta yapamadığını, Sovyetler Birliği barış zamanında yaptı.

Yorumlar

Sonra ne okumalı

Zazalar

Ermeni yazısının yaratılış varsayımı (kısa bir genel bakış)

Trabzon’dan Ararat’a