Armat - national platforms
Oturum
1

....

2
Fikirlerinizi ve görüşlerinizi paylaşabilmek için kaydolun
Bizi kendiniz hakkında biraz bilgilendirin
Tamamlandı
Giriş yap
Fikirlerinizi ve görüşlerinizi paylaşabilmek için oturum açın
Giriş yap
Şifrenizi mi unuttunuz?

Ya da sosyal ağ üzerinden bize katılın

Gönder
Giriş yap
Oturum
10.000 Ermeni'nin yaşadığı Türk şehrinde, şimdi sadece bir kişi yaşıyor

10.000 Ermeni'nin yaşadığı Türk şehrinde, şimdi sadece bir kişi yaşıyor

Geçen ay Güneydoğu Türkiye'de tanıştığım kadın yakında ölebilir.Asya’nın ölümü herhangi bir haberde çıkmayacak ve küçük Çüngüş köyünde sadece birkaç kişi onu hatırlayacak.Onu seven akrabaları bile, muhtemelen sadece 98 yaşında olduğunu düşünecekler. Ya da 99. Eğer 2015 yılına kadar yaşarsa, 100 yaşını dolduracak. Uzun bir hayat yaşayacak.

Asya ile mayıs ayında tanıştığım zaman, kızı bana sert bir Kürt çayının yanında bahçelerinden topladıkları çileklerden ikram etti. Eğer bir gün köye dönersem ve gerçekten öldüğünü öğrenirsem, gözyaşlarıma hakim olamayabilirim.

Niçin uzun bir yaşam süren ve  hayatımda kere gördüğüm bir kadın için ağlayacaktım? Üstelik bana söylediği sözlerden bir kelime bile anlamamıştım. Çünkü sadece Türkçe konuşmuştu ve ben bu dilde “rica ederim”, “teşekkür ederim” dışında bir kelime bilmiyordum.

Çünkü Asya, bazılarının gizli ermeni dediği ve Çüngüş’te kurtulup hayat süren son ermenidir.

Asya ile karşılaştığım zaman, altı Amerikalı ermeni arkadaşımla Türkiye’nin çoğu ermeninin (ben dahil) tarihi Ermenistan olarak adlandırdığı bölgelerini geziyorduk.Bugün çoğunlukla Kürtlerin yaşadığı bir bölgedeydik, ancak yalnızca 98 yıl önce kadar Kürtler, Türkler, Asurlar ve Ermeniler o bölgede yaşıyordu. Bizler, ermeni soykırımı sırasında tahrip olmuş kültür kalıntılarını, ermeni kiliselerini ve manastırlarını incelemek için buralara hac ziyareti gerçekleştirdik.I. Dünya Savaşı sırasında, 1.5 milyon Ermeni, Osmanlı İmparatorluğu'nda yaşayan dört kişiden üçü sistematik olarak katledildi.

Beşinci günümüzde, 1915 yılına kadar 10.000 ermeninin yaşadığı Çüngüş’ü ziyeret ettik.Kilisenin kalıntıları önümüzde duruyordu. Şehir o zamanlar neredeyse Ermenilerden oluşuyordu.O yazın kabus günlerinde, Türk jandarmaları ve Kürt katil kaçakları köye indiler ve tüm Ermenileri Düden'e götürdüler, iki saat uzaklıktaki  yerde köylüleri vurdular, sünnet ettiler veya onları birkaç yüz metrelik  uçuruma fırlattılar. Jandarmalardan biri, Asya’nın annesini elbisesinden tutup uçurumdan çekti, çünkü onu güzel bulmuştu. Onunla evlenmeye karar vermişti. Bu sayede 1915’in o korkunç yazında sağ kalan birkaç ermeniden biri olmuştu.

Arkadaşlarım ve ben Çüngüş’e gittiğimizde Asya'yı bulmayı beklemiyorduk. Biz sadece kilisenin kalıntılarını görmek için gitmiştik. Köylülerin çoğu Çüngüş’te Ermenilerin yaşadığını kabul edip bizlere söylediler. Ama köylülere Ermenilere ne oldu diye sorduğumuzda, bir anda hepsinin “gittiklerini” söylediler.

Gerçek şu ki onlar hala oradaydılar, onlardan geriye kalan kemikler, bozularak Düden uçurumunda kalmıştı. Biz şehirde yaşayan Ermenilerin olacağını hiç düşünmemiştik.

Ama gideceğimiz sırada, derinden yıpranmış yüzlü, beysbol şapkalı 60 yaşlarında zayıf bir adam, minibüsümüze doğru koştu ve kapıyı çaldı. Orada bir saat kalmıştık ve Amerikalıların şehirde olduğu hemen yayılmıştı. Bize kayınvalidesi ile görüşmemiz gerektiğini söyledi.

Kürt şoförümüz, bunun yedi Amerikalı kaçırıldı veya öldürüldügibi tatsız bir uluslararası olayın başlangıcı olabileceğinden dolayı endişeliydi.Ama adam umutsuzluğa kapılınca, Asya ile buluşmayı kabul ettik.ABD'de Ermeni haftalık gazetesinin, gazete editörlüğünü yapan arkadaşım HaçikMuradyan, Türkçe konuşuyor ve çevirebiliyor.

Dedem ve nenemde dahil olmak üzere ermeni soykırımından kurtulanlarla karşılaşmıştım. Ancak Asya ile karşılaşmak daha farklıydı. O, Washington, Paris veya Beyrut'ta yaşamadı.Soykırımdan genellikle kurtulanları bulabildiğimiz Ermeni diasporasının bir parçası değildi.Annesi uçurumun kenarında olan ve büyük olasılıkla büyükannesi, büyükbabası ve babasının idam edildiği yerde yaşayan biriydi.Özgün kültürünün yıkıldığı yerdeydi.

Katliamdan sonra, 10.000 Ermeninin yaşadığı şehir, 10.000 Kürdün  şehri olarak yeniden inşa edildi. Burada yaşayan birinin annesi , susmayan silah seslerini, kayalarda çürüyen cesetleri, çocukların çığlıklarını duymuştu.

O ve annesi ermeni olduklarının bilincinde olarak büyüyüp yaşlandılar ancak itaat etmeye ve sessiz kalmaya zorlandılar.Bu, soykırımdan sonraki günlerde hayatta kalma bedeli idi ve Çüngüş gibi küçük köylerde bu alışkanlık hala var. Bu belki de gizli  Ermeni tanımıdır.

Ne zaman Asya'ya Ermeni olduğunu sorduğumuzda, pişmanlıkla başını salladı ve sessiz kaldı.Bir ara, kızı sohbetimize,“Hayır. Bunun hakkında konuşamayız”diyerek müdahale etti:

Annesinin ona uçurum hakkında söylediklerini sorduğumuzda, aşağı baktı ve mırıldandı:“Çok gençtim. Hatırlamıyorum.” Bazen bir cümle başlatıyordu: “Annem dedi ki…”ve sonra susuyordu.

Sustuğu anlardan birinde onun elini tuttum. Bir refleks göstermiştim ve bunun kültürlü bir davranış olup olmadığını anlayamazdım.Ama o, parmaklarını parmaklarımın etrafına sardı; güçlü bir şekilde tuttu.Başının altından, şimdiye kadar gördüğüm en üzücü ve en güçlü gözler arasından bana baktı.Çok iyi bir insan olan damadının neden onunla buluşmamızı istediğini hemen anladım: çünkü bizimle tanışmayı o istedi. Asya diğer Ermenileri de görmek istedi.

Bugün Ermeni Soykırımı'ndan sadece birkaç kişi kurtuldu. 2015 yılı gelip yüzüncü yılını doldurduğunda daha da az kişi kalacak.Umarım Asya bizimle birlikte olur, çünkü bu yıl Çüngüş’e dönmeyi planlıyorum.Köydeki hiç kimse bu uçurumda ölen 10.000 kişiyi anmayacak, böylece benim gibi insanlar daha çok çaba gösterecekler - ve evet, orada olanlar Asya’nın dünyasını kabul edecekler.

Kaynak: The Washington Post

Yazan: Chris Bohjalian, 20 kitabın yazarıdır. 

6 Haziran 2013

Yorumlar

Sonra ne okumalı