Armat - national platform
Oturum
1

....

2
Fikirlerinizi ve görüşlerinizi paylaşabilmek için kaydolun
Bizi kendiniz hakkında biraz bilgilendirin
Tamamlandı
Giriş yap
Fikirlerinizi ve görüşlerinizi paylaşabilmek için oturum açın
Giriş yap
Şifrenizi mi unuttunuz?

Ya da sosyal ağ üzerinden bize katılın

Gönder
Giriş yap
Oturum
Bekir Coşkun: Benim Ermenim

Bekir Coşkun: Benim Ermenim

Tanınmış bir Türk gazeteci olan Bekir Coşkun, önde gelen Türk gazetesi Cumhuriyet'in yazarı ve köşe yazarıdır. Bir zamanlar Türk toplumunda büyük bir yaygara ve kargaşaya neden oldu, beklenmedik bir açıklama yaparak - Ermeni büyükannesi hakkında bir yazı yazdı.

Agos’un kurucusu ve editörlüğünü yapan Hrant Dink’in 2005 yılında bir konferansta şunları söylemesinden ilham alarak yazısını yazmıştır:

“O dönemki Cumhurbaşkanı sayın Demirel, 'Ermenilere 3 çakıl taşı vermeyiz' diye bir laf etmişti. Ben de demiştim ki; biz Ermenilerin bu topraklarda gözümüz var. Var, çünkü kökümüz burada. Ama merak etmeyin, bu toprakları alıp gitmek için değil, bu toprakların gidip dibine girmek için.”

Bekir Coşkun’un yazısı:

“Benim bir milyon Ermeni’nin ne olduğu konusunda bilgim yok…

Benim bir tek Ermenim vardı…

Annemiz öldükten sonra devlet memuru olan babam, atının arkasına beni ve kız kardeşimi alıp anneannemize götürdü…Urfa’ya yakın Tülmen’in bağları içindeki o büyük evde anneannemiz bizi karşıladı…Çocukluk anıları silinmiş olsa bile, onun bize çok özen gösterdiğini hatırlıyorum…

Anneannemiz o büyük evdeki teyzelerime, öbür kadınlara benzemezdi…uzun boyu, incecik bedeni, sarı saçları, çakır gözleri vardı, adı Ümmühan’dı.

Bütün aile ona saygı duyar, bütün aile onu severdi. Ona danışılır görüşü alınırdı… Özellikle sert yapılı ve çok okumuş babamın ona duyduğu güven ve saygı dikkatimi çekerdi…

Biz büyüdük…Büyüdükçe onun asıl anneannemiz olmadığını, anneannemizin öldüğünü, onun sonradan oraya geldiğini öğrendik…

O bir Ermeni kızıydı…

Dedem onu Fırat havzası içinden, Suriye’ye sevk edilen (tehcir), yer yer yok olan Ermeni kafileleri içinden alıp evlenmişti…Dedem, teyzelerim, yengelerim, kısaca herkes onu sevmiş, ailenin en büyüğü saymışlardı…

Biraz büyüdükçe ve gerçeği öğrendikten sonra anneannemizin gözlerindeki o hüznü daha iyi anlamıştım…Dimdik duran o güzel kadının, zaman zaman niye boynunu büktüğünü, beni ve küçük kız kardeşimi severken kimi zaman gözlerinin niçin buğulandığını, yüzünde asla gizleyemediği o kırgınlığı artık görmüştüm…

(…)

İşte benim Ermeni meselem…

Ermenilere neler yapıldığını, bu tartışmaların ne anlama geldiğini, gerçeğin ne olduğunu bilemem…Ama anneannemizi, genç bir kızken kimin yurdundan-yuvasından ayırdığını bilmek isterim…

Gizlemek zorunda kaldığı acıları, belli etmek istemediği hasreti ve belki de her gece hepimizden sakladığı gözyaşları ile onu kimlerin bir sonsuz sürgüne mahkum ettiğinin hesabını sormak isterim…

Bir milyonu bilemem, benim bir Ermenim vardı…

Çok sevdiğim o hüzünlü kadın…

Benim Ermenim…”

Kaynak: hurriyet.com.tr

Yorumlar

Sonra ne okumalı