Armat - national platforms
Oturum
1

....

2
Fikirlerinizi ve görüşlerinizi paylaşabilmek için kaydolun
Bizi kendiniz hakkında biraz bilgilendirin
Tamamlandı
Giriş yap
Fikirlerinizi ve görüşlerinizi paylaşabilmek için oturum açın
Giriş yap
Şifrenizi mi unuttunuz?

Ya da sosyal ağ üzerinden bize katılın

Gönder
Giriş yap
Oturum
Türkiye’de Ermeniler: Mücadele devam etmeli

Türkiye’de Ermeniler: Mücadele devam etmeli

24 Nisanı Anma Platformu, Şişhane meydanında Ermeni soykırımını anma etkinliği düzenledi. Anmaya 19 Ocak 2007'de öldürülen gazeteci HrantDink'in eşi Rakel Dink, 24 Nisan 2011'de askerde öldürülen Sevag Balıkçı'nın ailesi, HDP milletvekili Garo Paylan, Avrupa Irkçılık Karşıtı Hareket (EGAM) üyesi Avrupalı parlamenterler ve vatandaşlar katıldı.24 Nisanı Anma Platformu adına Meltem Ural ortak basın açıklamasını okudu.Okunan basın açıklaması şu şekilde:

“Bugün bir kez daha 104 yıl önce katliama yıkıma maruz kalanları anmaya geldik. 104 sene önce bugün, büyük bir suçun ilk adımları atıldı. Hiç kimse yaklaşmakta olan şiddetin boyutunu tahmin edemiyordu. Hayat, sanki olağan bir şekilde akıyormuş gibiydi. İstanbullu Ermeniler o gün, her gün olduğu gibi işlerinden evlerine döndüler. Akşam yemeklerini yerken, yatmaya hazırlanırlarken kapıları tek tek çalınmaya başlandı.

104 yıl önce bugün başlayan süreçle 250 Ermeni aydını sürüldü. 174’ü yargılanmadan öldürüldü. Bu çok daha büyük bir felaketin kapısını araladı. 1914 yılında Anadolu’da toplam nüfus 14 milyon civarındaydı ve nüfusun yüzde otuzunu oluşturan Müslüman olmayan nüfus, beş sene içerisinde yüzde üçe düştü. Bugün bu nüfusun binde bir buçuk gibi bir oranda olduğu tahmin ediliyor. Bu oran kaybımızın ne kadar şiddetli olduğunu gösteriyor.

24 Nisanla yüzleşme mücadelesi, halkların kardeşliği için ses çıkarmaya ara vermeyenlerin mücadelesi, bu gibi gerçeklerin teker teker açığa çıkmasına ve 1915’te yaşananın ne kadar sistematik bir toplu linç olduğunu anlamaya yardımcı oluyor.

Yüzleşme mücadelesi devam etmek zorunda. Devam etmek zorunda, çünkü demokrasinin zaman zaman göz kırpıp iyileşiyormuş gibi yapıp gözden kaybolmasının temelinde, 1915’le yüzleşmenin yapılmaması yatıyor. Yüzleşme devam etmek zorunda, çünkü 104 sene önce her şeye rağmen bir arada yaşamayı başarabiliyordu insanlar. 24 Nisan’la başlayan süreç bir arada yaşama kültürüne saplanan bir hançerdir. Bir arada yaşayanlardan birisinin öldürülmesidir. Bugün bir arada yaşama yeniden vurgu yapılacaksa bu yüzleşmenin gerçekleşmesi kaçınılmazdır.

Yüzleşmeyi tamamlanmadığından 1915’le başlayan sürecin, aynı zamanda bir kültürel çoraklaşmanın, yalancılığın, sırlarla yaşamanın, iki yüzlülüğün, norm haline gelmek olduğunu unutmamalıyız. Baskıcılığın olağanlaşması, katliamların olağanlaşması, linçlerin olağanlaşması bu tarihsel ve köklü yüzleşmenin gerçekleşmemesi nedeniyledir.

24 Nisan 1915’ten beri Türkiye’de yaşam farkına varsak ta varmasak ta çoraklaştı. Bir halk bütün değerleriyle tasfiye edilirken, toplumun tüm değerleri yaralandı. Ermeniler gibi, arkalarında bıraktıkları kültürel mirasın izleri de yok edildi. Binlerce tarihi yapı, kilise, okul bilinçli olarak harabeye dönüştürüldü. Sanki Ermeniler gibi onlarda bu topraklarda hiç bulunmamışlar gibi davranıldı. Anadolu’nun bu kültürel ve insani çoraklaşması nesiller boyunca Türkiye’de yaşayan tüm insanları, hepimizi yalnızlaştırdı. Kuşakları etkileyen, çevreleyen, bu çoraklık ancak ve ancak büyük bir yüzleşme hamlesiyle giderilebilir.

Bizler geçen sene verdiğimiz mesajı bir kez daha vermek istiyoruz: Demokrasinin ve çatışma kültürü yerine barış içinde bir arada yaşama dinamiklerinin güçlendirilmesi, ırkçılığın ve nefret söyleminin geriletilmesi, içindeki her gruba, bireye, çevreye, kimliğe güven veren bir sosyal toplumun inşa edilmesi ve bunların hepsinin başarılması için 104 sene önce başlayan ve birkaç sene içinde tamamlanan bu yıkımla yüzleşilmesi zorunludur. Bu yüzleşme olmadan Hrant Dink’i, Sevag Balıkçı’yı Maritsa Küçük’ü  öldürerek, 1915’in o korkunç geleneğini sürdüren ve bebeklerden katil yaratan karanlığın üzerimizdeki ağırlığından kurtulmak mümkün olmayacak.


Bu yüzleşmenin gerçekleşmesi için çabalamak; Hrant Dink’e olan borcumuzdur, Sevag Balıkçı’ya olan borcumuzdur, Maritsa Küçük’e olan borcumuzdur, dünyanın dört bir yanına dağılan topraklarından uzakta yaşamak zorunda kalan kardeşlerimize olan borcumuzdur, kendi vicdanımıza karşı olan borcumuzdur. Sözlerimize son verirken herkesi 1915’te kaybettiğimiz bütün kardeşlerimizin anısı önünde saygıyla eğilmeye davet ediyoruz.”

İstanbul Şişhane’de 24 Nisanı Anma Platformu’nun basın açıklaması bu şekilde olurken, diğer taraftan Soykırım Anma Etkinliği Sultanahmet Meydanı’nda engellendi. Şişli Ermeni Mezarlığında bir araya gelen insanlar, 24 Nisan 2011’de askerde öldürülen Sevag Balıkçı’yı mezarı başında andı…

Sevag Balıkçı

Yorumlar

Sonra ne okumalı