Armat - national platforms
Oturum
1

....

2
Fikirlerinizi ve görüşlerinizi paylaşabilmek için kaydolun
Bizi kendiniz hakkında biraz bilgilendirin
Tamamlandı
Giriş yap
Fikirlerinizi ve görüşlerinizi paylaşabilmek için oturum açın
Giriş yap
Şifrenizi mi unuttunuz?

Ya da sosyal ağ üzerinden bize katılın

Gönder
Giriş yap
Oturum
Bir yol hikayesi: Hayal edebileceğin her şey gerçektir! - İbrahim Karagöz

Bir yol hikayesi: Hayal edebileceğin her şey gerçektir! - İbrahim Karagöz

Hepimizin hayalleri vardır; mesela yaşadığımız ülkeyi gezmek, dünyamızı gezmek gibi. Peki kaçımız bunu gerçekleştirebiliyor? Ya da kaçımız bunu gerçekleştirebileceğine inanabiliyor? Yaşadığımız sistem bizi sahip olduğumuz işlerin kölesi haline getiriyor. Ne kadar çalışıp, para kazanıp daha fazla şeye sahip olursak o kadar mutlu olacağımıza inandırıyor. Bu yüzden çoğumuz hayallerimizle evimizin salonuna çakılı kalıyoruz. Hepimiz değil tabi. Bazılarımız ne kadar imkansız görülürse görülsün insanın hayal edip, isteyip, inandığı her şeyin mümkün olacağını bize yaşamıyla gösteriyor. İbrahim de o insanlardan biri. Ben ona yerli Chris diyorum (İnto the wild filmini izleyenler bilir). İşte İbrahim ve ilham veren hikayesi…


Merhaba İbrahim, bize biraz kendinden bahseder misin?

-Merhaba ben İbrahim. Hayallerini gerçekleştirmek için işinden istifa edip, başkalarının istediği gibi yaşamaya mecbur kaldığımız bu sisteme karşı gelip, mutsuz olduğum bir yaşamı nasıl değiştirebilirim diye kendime sordum ve yola çıktım. Dünya turuna çıkmaya karar verdim ama önce kendi ülkemi gezmek istedim. Yolda 11. Ay geride kaldı. Şimdi ise Dünya turuna çıkmak için hazırlık yapıyorum bu yüzden yaşadığım şehre geldim.

Gezme fikri kafanda nasıl oluşmaya başladı?

-Karar sürecim yaklaşık 3-4 ay kadar sürdü. Evet gitmek istiyordum ama nasıl yapacaktım bunu? Nerede kalacaktım? Ne yiyip ne içecektim? Maddi bir birikimim olmadan bunu başarabilir miydim? İtiraf etmeliyim ki bunları düşünmekten uyayamadığım zamanlar oldu. Sektöründe ünlü bir markada belli bir maaşla Barista olarak çalışıyordum. Aylık aldığım ücretle ay sonunu zor getirenlerden biriydim bende. Bu yüzden hiç birikimim yoktu. Ailemden böyle bir şey için maddi destek isteyemezdim. Zaten istesem de bu zor olurdu. Babam emekli ama hâla yük gemisinde aşçı olarak çalışıyor. Anlayacağınız orta gelirli bir ailede yaşıyorum . Peki nereden geliyor bu değirmenin suyu? “Para çok tabi gezersin”, “Baba parasıyla geziyor bu”  gibi düşünenler oldu ve olmaya devam edecek . Buna bir açıklık getirelim; böyle bir şey yok . Barista(kahve ve pasta hazırlayıcısı) olmak, kahve hazırlamak, latte art yapmak benim için bir sanat bu hiç değişmedi ama bir şeyler eksikti. Mutlu değildim. Her gün aynı şeyleri tekrar etmekten çok sıkılmıştım. Sabah alarmla uyanıyor, işyerine gitmeden 2 saat saat önce hazırlanmaya başlıyordum. Duş al, dişlerini fırçala  temiz kıyafetler giy, kahvaltı yap, bir saat süren sıkıcı toplu taşıma yolculuğuna katıl ve işyerine ulaş, akşama kadar çalış, satış yapmak için uğraş, senden daha yetkili kişilerden satış için baskı gör… Günde bir saat dinlenme hakkın var. Ne zaman yemek yiyeceğine, kahve içeceğine bir başkası karar versin. Tuvalete giderken izin almayı unutma! Dur hemen kızma tabi ki bir hakkın var; uyumak gibi mesela. Evine gidip güzel bir uyku çek ve ertesi gün gelip bunları tekrarla. Üstelik bütün bu saydıklarım yüzünü dahi görmediğin patronunu zengin etmek için… Üzgünüm ama içinde bulunduğumuz sistem bu. Bunu değiştirmek gerçekten imkansız mı? Cevabın evet mi? Hayır değil . Hayal edebileceğin her şey gerçektir! Ben bunları düşünürken, boş kalabildiğim bütün zamanımı hâlâ yollarda olan insanların yazdığı kitapları okuyarak, çektiği videoları izleyerek geçiriyordum. Onlar bana ilham kaynağı oldular. Daha önce otostop, kamp ile ilgili hiçbir bilgim yoktu sadece bahsettiğim insanların aktardığı bilgilerle bir şeyler öğrenmiştim. Artık harekete geçme zamanım gelmişti .  Sırt çantası, uyku tulumu, çadır gibi ekipmanlara ihtiyacım vardı ama bunları satın alacak  param yoktu. İstifa edeceğim için de tazminat hakkım olmuyordu . Burada arkadaşım Ömer devreye girdi ve ekipmanlarını bana verebileceğini söyledi . Bu dünyanın en güzel haberlerinden biriydi benim için. Her şey için tekrar teşekkürler Ömer. Artık yola çıkmak için hazırdım. İstifa dilekçemi verdim ve ertesi gün çantamı hazırlayıp yola çıktım .


Yola nasıl çıktın?

-En çok parayı sorun ettiğimi söylemiştim yola çıkarken cebimde sadece 180 TL vardı. Çevremdeki insanlar bu yaptığımın delilik olduğunu ve imkansız olduğunu düşündüler. Aslında onları telaşlandıran şey çok az miktar parayla yola çıkmamdı. Bir kaç kişi dışında bana kimse inanmıyordu. Herkes vazgeçirmek için resmen savaş veriyordu. Ama artık ben kararımı vermiştim kimseyi dinlemiyordum. Çünkü inanmıştım. Tek istediğim sadece gitmekti. Ve öyle de oldu. İnsanlar hep bir şey söyleyeceklerdir. Yolculuğumun 5. gününde param oldukça azaldı ve bende para kazanma yollarını araştırdım. Bileklik yapıp sokakta satmaya karar verdim . Son paramı bileklik ipi için kullanmıştım. Aslında bu benim için bir kumardı, satamazsam ne yapacaktım? Üstelik bileklik yapmayı da bilmiyorum video izleyerek öğrendiğim kadarıyla ipleri bileklik haline getirdim ve sokakta satmaya başladım. İyi insanlar sayesinde artık para kazanabiliyordum. Hiç satılmasa bile insanların küçük bir tebessümü beni mutlu etmek için yeterliydi . Bütün gittiğim şehirlerde bu böyle devam etti.

Bir yerden bir yere giderken hangi ulaşım yolunu tercih ediyorsun?

- 8 ay boyunca ulaşımım sadece otostopla geçti. Sadece bazı şehirlerden otostop çekmeye uygun bir yere gitmek için toplu taşıma kullandım. Şehir içinde otostop biraz zor. Bunun haricinde otobüs, uçak gibi ulaşım yollarını kullanmadım. Aslında otostop bir kültür. Otostop benim için sadece ücretsiz ulaşım değil, bu gözle bakarsanız zaten hiç bir anlamı yok. Yeni insanlarla tanışıp, farklı hayat hikayeleri dinliyorsunuz. Bu işin kuralı da yok. Dünyanın her yerinde başparmağınızı kaldırarak ücretsiz seyahat edebilirsiniz.

Nereleri gezdin?

8 ay boyunca ülkenin doğusundan batısına kuzeyinden güneyine toplamda 54 şehir gezdim. Aslında rakamlarla çok fazla ilgilenmiyorum. Benim için nerede olduğumun, kiminle olduğumun pek bir önemi yok. Sadece yolda olmak istiyorum hepsi bu.

Konaklama ihtiyacını nasıl gideriyorsun?

Konaklama ihtiyacımı Couchsurfing ve çadır kampı ile sağlıyordum. Tüm yolculuğum boyunca konaklama için sadece Edirne/Keşan’da bir işletmede 20 tl ücret ödedim. Couchsurfing, bence dünyanın en güzel uygulaması. Bu uygulama sayesinde birbirinden güzel insanlarla tanıştım. Her şehirde bir evde misafir oldum. Hatta ailem diyebileceğim insanlar bile oldu. Yola tek başıma çıktım, yol arkadaşlarım da oldu ama ben yine de tek gezme taraftarıyım.


Bir yere gitmeden önce uzun uzun plan yapıyor musun?

-Uzun uzun planlar yapmadım. Hatta hiç plan yapmadım desek daha doğru olur. Çünkü plan yapınca kendimi kısıtlamış gibi hissediyorum. Kiminle karşılaşacağını, ne yaşayacağını bilmiyorsun. En güzeli de bu; bilinmezlik ve sürprizlerle dolu olması. Genelde sabah saatlerinde yola çıkıyorum ve nereye gideceğime o anda karar veriyorum. Hatta bazen buna bozuk paralarım karar veriyor. İki yol ayrımındaysam ve kararsız kaldıysam yazı tura atarak yoluma devam ediyorum.

Bir şehre gitmeye karar verdiğinde ne yapıyorsun ve gittiğin şehri tanımaya nereden başlıyorsun?

-Tabi ki bir şehre gitmeden önce genel bir bilgi ediniyorum. Adım adım ilerliyorum. Belli bir hedefim olmadı aslında, acelem yok, bir yere yetişme gibi bir derdim yok. Tek başıma olmama rağmen şimdiye kadar beklediğim en uzun süre 1 saat oldu. Bazen sadece yürümek istediğim zamanlar da oluyor. Parmağımı hiç kaldırmadan kilometrelerce yürüyorum.

Bence bir şehrin yerel halkını tanımak istiyorsanız kıraathanelere uğramalısınız. Orada ki insanların çoğu kesin o şehirde doğmuştur ya da yıllardır orada yaşıyordur. Bunda hiç yanılmadım. Ee tabi böyle olunca şehir hakkında en doğru, hatta pek bilinmeyen bilgileri bile bu insanlardan öğrenebilirsiniz. En iyi rehberler buradadır. Ters insanlar tabi ki olacak, seni yargılayacaklar, bakışlarıyla dışlanıyormuşsun gibi hissedeceksin ama bunlar hep vardı ve olacaklar da o yüzden çok fazla takılmamak gerekiyor. Aslında bu tamamen sizin yaklaşımınızla alakalı. Enerjinizi koruyun iyi düşünün ve daima gülümseyin :) Bir de  sokakta bileklik satarken yaşadığım his çok farklı. Evet para kazanınca mutlu oluyorum çünkü bu sayede ihtiyaçlarımı karşılayabileceğim ama bunun haricinde insanların gelip hikayemi dinlemek istemeleri, güzel dilekleri, küçük bir tebessümü benim motivasyon kaynağım. İyi insanlar hâlâ var ve bunu bilmek güzel.


Gittiğin şehirler arasından en çok nereyi beğendin?

-Aslında bunu tek bir şehirle belirtemem. Gittiğim her yerin birbirinden farklı özelliği ve güzelliği var. Her 100 kilometre de kültürler, bakış açıları, yemekler, hava şartları değişebiliyor. Buna bir çok örnek daha verilebilir. Ama yine de bir yer belirtmek gerekirse Karadeniz’in doğası gerçekten büyüleyici. Yaşanılabilir bir şehir olarak da Çanakkale diyebilirim. Nedenini bilmiyorum ama o şehir hep bir farklı geldi bana. Tabi ki kendimi hâlâ bir yere ait hissedemiyorum.

Bir çok şehri gezdin ve Anadolu’nun neredeyse tüm bölgelerini görme fırsatı yakaladın.

Sence Anadolu nasıl bir yer?

-Anadolu’nun her bir tarafını gezdim diyemem . Ama gittiğim yerler hakkında konuşmak gerekirse; Hemen hemen her bölgesinde doğal ve mimari yapılar görmek mümkün. insanları sıcakkanlı ve misafirperverler. Kültür açısından inanılmaz zengin bir ülkede yaşıyoruz, her gittiğim yerde bunu hissedebildim.

Yolda olmanın senin için anlamı nedir?

Yolda olmak sadece gezmek eğlenmek değil. Aslında insan olduğunu daha çok hissediyorsun. Yeni insanlar, farklı hayat hikayeleri, daha önce hiç görmediğin ve duymadığın kültürleri öğreniyorsun. Aslında basit yaşayarak da mutlu olabileceğini görüyorsun. Yol, hayata başka bir pencereden bakmanı sağlıyor. Onlarca yıl bize aşılananın aksine kimseyi yargılamadan ve dil , din , ırk ayırt etmeden bu hayatta bizden farklı insanlarında olduğunu kabul etmemiz ve onlarla beraber yaşamayı öğrenmemiz gerekiyor. Yol bilinmezliğe gidiyorsa güzeldir. Bilmediğin sokaklarda kaybolmak, güneşin doğuşunu bir şehirde, batışını farklı bir şehirde izlemek… Aslında kendini bulmaya çalışmak... Aidiyet duygusunu ortadan kaldırdığımızda mutluluğun kaçınılmaz olduğunu aslında hepimiz biliyoruz. Ama korkuyoruz. Aslında biz hep bir şeylerden korkuyoruz. Sürekli bir kaygı içindeyiz. Klasikleşmiş yıllardır bize aşılanan toplum baskısından kurtulamıyoruz. Ortalama 60-70 yıl bir ömrümüz var tek yaptığımız şey; iş sahibi olup, evlenip, bankalardan çektiğimiz kredilerle ev, araba sahibi olmak ve ömrümüzün sonuna kadar bu borcu ödemek oluyor. Bu kulağa hoş gelmiyor. Hep bir mükemmeliyetçilik içerisindeyiz. Bu çemberin dışına çıkmak ise bizim elimizde. Tabi ki herkes yola çıksın diye bir üsteleme yapmıyorum ama herkes mutlu olabileceği bir şeylerin peşinden gitsin. Bu imkansız değil.

Peki yolda olmanın en zor ve en keyifli yanları nelerdir?

-Yolda olmanın bir çok güzel yanını yukarıda söyledim diye düşünüyorum. Bunun haricinde tabi ki zor tarafları da var: Sırt çantan sana bir süre sonra acı çektirmeye başlıyor, kilometrelerce yürümekten ayaklarında derman kalmıyor hatta bazen ağlayacak duruma geliyorsun ve ağlıyorsun da bence bu bir tür terapi. Ama yeni göreceğin bir yerin heyecanı bunların hepsini ört pas ediyor. Evet, bazen aç uyumayı kabullendim. Bazen sokakta, mescitte ya da bir parkta uyudum. Çok korktuğum zamanlar da oldu ama hiç vazgeçmedim . Çünkü yola çıkarken her şeyi göze almıştım bunların olacağını da biliyordum. Sürekli kötüyü düşünürsen o peşini hiç bırakmaz. Enerjini korumakta ve iyi düşünmekte fayda var.


Son olarak bize bundan sonraki planlarından bahsedebilir misin?

-Tabi ki dünya turuna çıkmak. Yoldayken sokakta kazandığım parayla pasaportumun masrafını karşıladım. 8 ayın sonunda eve dönmeyi ne kadar istemesem de yaşadığım şehre Mersin’e geldim. Burada kendime iş fırsatları yaratmaya çalışıyorum sokakta  kazandığım para sadece günü kurtarıyor diyebilirim. Şu an kullandığım ekipmanların benim olmadığını söylemiştim. Şimdiye kadar bütün ihtiyaçlarımı kendim karşıladım. Maddi bir destek almıyorum ve sponsorum da yok. Bu yüzden yeni ekipmanlar almak ve en azından uçak bileti için bir şehirde belli bir süre sabit kalmam gerekiyor. Gerekli miktarı biriktirdikten sonra haritamı yeniden çizeceğim. Buraya kadar okuyanlara  çok teşekkür ederim. Buradan tüm okurlara şunu söylemek istiyorum: “Eğer bir hayalin varsa bunu erteleme ve peşinden git olur mu? Sana belki de kimse inanmayacak hatta imkansız olduğunu söyleyecekler, öğüt vermeye çalışacaklar, vazgeçirmek için ellerinden geleni yapacaklar. Onlara kulak asma, yalanlarına inanma. Hiç bir şey imkansız değildir... Bu hayat senin ve geç kalmış değilsin, hâlâ bir şansın var. Asla vazgeçme ve erteleme çünkü şimdi tam sırası! Bol şans.”

Yorumlar

Sonra ne okumalı