Armat - national platform
Oturum
1

....

2
Fikirlerinizi ve görüşlerinizi paylaşabilmek için kaydolun
Bizi kendiniz hakkında biraz bilgilendirin
Tamamlandı
Giriş yap
Fikirlerinizi ve görüşlerinizi paylaşabilmek için oturum açın
Giriş yap
Şifrenizi mi unuttunuz?

Ya da sosyal ağ üzerinden bize katılın

Gönder
Giriş yap
Oturum
İzmir Ermenileri: Osmanlı İmparatorluğundaki Bir Yunan kentinde, Ermeni toplumunun hayatı
Bellek

İzmir Ermenileri: Osmanlı İmparatorluğundaki Bir Yunan kentinde, Ermeni toplumunun hayatı

Kapak fotoğrafı: Mesropyan Erkek Lisesi mezunları

XV. Yüzyılda Bizans İmparatorluğu'ndan Türkler tarafından fethedilen Smirna (modern ismiyle İzmir), 1922 yılına kadar Yunan yaşamının merkezi olarak kalmaya devam etti.Bu şehri diğer özelliklerinin yanı sıra ilginç kılan yanı, Ermeni kolonisi de dahil olmak üzere çok sayıda etnik dini topluluğu barındırmasıydı.

Smirna, Osmanlı İmparatorluğu'ndaki en büyük ikinci şehir ve Ege kıyılarındaki konumu ile ticari ve ekonomik yaşamının merkezi idi.

Smirna’daki Ermeni varlığının uzun bir tarihi var ve bu tarih 13. Yüzyıla kadar uzanıyor. Ancak Ermeni nüfusunun en büyük akımı buraya,XVII-XVIII yüzyılda Kilikya Ermeni Krallığının düşmesiyle ve yıkıcı Türk-Pers savaşları (Erivan, Nahcivan ve Karabağ topraklarında) sırasında gerçekleşmiştir.

Smirna’da Hristiyan nüfusununağırlıklı olmasını (diğerlerinin yanı sıra), Türklerin kenti “Gavur İzmir” olarak adlandırması da doğrulamaktadır (Gavur kelimesi, Osmanlı’da Türkler ve diğer Müslümanlar tarafından İslam inancı taşımayanlara söylenirdi). Smirna'da Ermeniler ve Yunanlılar, Yahudiler ve Avrupalılar yaşıyordu. Şehir, kozmopolit atmosferi ve rengarenk nüfusu ile ünlüydü.

XIX. yüzyıla kadar Smirna'nın sokakları, Avrupa, Türkiye, Mısır, Pers ve özellikle Yunanistan ve kıyılardaki Yunan adalarının kostümlerini taşıyan insanlarla doluydu.

Smirna mahalleleri beşe bölünüyordu: Müslüman, Yunan, Ermeni, Yahudi ve Frank. Bir kural gibi birbirleriyle kesişiyorlardı ve bu toplulukların en iyi durumda olan üyeleri sahil kenarında Avrupa stilinde daire almayı veya ev inşa etmeyi tercih ediyorlardı.

Aziz Stepanos Kilisesi ile şehir panoraması (Ortada)

Haynots Ermeni Mahallesi (Հայնոց), şehir merkezinde idi. Temizliği, iyi döşenmiş evleri ve geniş caddeleri ile ayırt ediliyordu.Ermeni olmayanlar arasında bulunan Ermeni Smirna topluluğu genellikle en zengin topluluk olarak tanınmıştır.Örneğin, eski Göztepe sakinlerinden birinin (Smirna'dan üç mil ötedeki bir burjuva semti) anlattıkları bu durumu kanıtlamaktadır:

“Göztepe'deki vapurdan inerken, deniz kıyısındaki evleri göreceksiniz. Bunların arasında Sivrisaryan ve Aznavuryanların evleri vardı. Bunlar gerçek kalelerdi: büyük, güzel ve iyi yapılmışlardı.”

Ermeni mahallesi

Karmaşık bir dizi nüfusa sahip Osmanlı İmparatorluğu kentinde, geleneksel olan anaTürkmahallesi, PagosDağı'nıneteklerinde, kentin en yüksek noktasındaydı. Nargileiçenerkekler, karaçarşaflarilesarılmışkadınlar, bir kenarda masalarda oturmuş profesyonel yazarları ile bu mahalle “Bin bir Gece Masalları”nın canlandırılmış hali gibiydi.

Yunanlıların ana mahalleleri Mortakia ve Mezarakas'tı.Ermeni mahalleleri gibi, onlarda oldukça Batılılaşmışlardı, ancak özellikle yeniden inşa edilmediklerinden daha az modern ve şık görünüyorlardı.

Smirna,1838

Smirna nüfusunda iki grup özellikle farklıydı: Osmanlı İmparatorluğu'nda doğan, ancak etnik Avrupalı olan Fransızlar ve yarı Fransız ve yarı yerli olan Levantinler (Yunanlılar veya Ermeniler). Bu insanlar Osmanlı İmparatorluğu topraklarında doğmuş olmalarına rağmen, Avrupa vatandaşlıklarını korudular. Osmanlı İmparatorluğu ile bir dizi Avrupa ülkesi (Osmanlı İmparatorluğu'nun teslimiyeti) arasında yapılan anlaşmalara uygun olarak belirli hak ve ayrıcalıklara sahiptiler.

Smirna’nın ekonomik gelirinin temelini ticaret, malların aktif ithalat ve ihracatı oluşturuyordu. 19. yüzyılda, Smirna ortalama bir Güney Avrupa şehri gibi görünüyordu ve görünüşü ve yaşam tarzı, Konstantinopolis'in olabileceğinden çok daha Batılılaşmıştı.

Ermeniler, Smirna’nın ekonomik refahına büyük katkı sağladıklarından dolayı, yaptıklarıyla toplulukları itibarı hak ediyordu. Bu yüzden kentin Batı'da Ermeni bir pencere olduğu söylenebilir. İtalya, İngiltere, Mısır, Hindistan ve Rusya'daki ticari merkezlerle temas kuran en büyük Ermeni ticaret evleri Smirna’da bulunmaktadır. Ermeniler halı, deri, yün, tahıl, kuru meyve, tütün vb. ihraç etmiş bunun yanı sıra Avrupa sanayi mallarını, ekipmanlarını ve modaya uygun kıyafetlerini ithal etmişlerdir. Ermeni esnafı; kuyumcular, saatçiler ve ipek üreticileri tarafından temsil edilirdi. Smirna çevresindeki banliyölere yerleşen Ermeni köylüler tahıl tarlaları, üzümler, incir bahçeleri ve zeytinlikler yetiştirdiler.

Kültürel ve eğitimsel yaşam paralel olarak ekonomiyle gelişmiştir.

İlk Ermeni matbaası 18. yüzyılın ortalarında Smirna'da kuruldu ve “Arshaluys Araratyan”, dünya çapında dağıtım alan ilk Ermeni gazetelerinden biri oldu. Ermeni Apostolik Kilisesi'nin himayesinde, en ünlüsü Mesropyan Erkek Lisesi ve Hripsimian Kadın Lisesi olan birçok okul vardı. Ermeni Katoliklerinin himayesinde faaliyet gösteren Mkhitaristlerin ve Evanjelistlerineğitim kurumları da vardı. Entelektüeller veya bireysel öğretmenler tarafından kurulan özel akademiler de vardı.

Smirna, 19. Yüzyıl Batı Ermeni Rönesans’ının doğduğu ve daha sonra Konstantinopolis üzerinde büyük etkisi olan bu hareketin ortaya çıktığı yerdi. Özellikle genç Türkler kanlı Sultan Abdül Hamid'i devirip anayasayı restore ettikten sonra kültürel hayat yoğunlaştı. Ardından dönüşüm umutları ortaya çıktı ve kuvvetleri ikiye katlanan Ermeniler, müzik ve tiyatro grupları, hayırsever organizasyonlar oluşturdular. Smirna'da yan yana yaşayan Ermenilerin ve Rumların kültürel yaşamlarının birbirinden ayrı olduğu belirtilmelidir: Smirna, sonuna kadar bölünmüş bir şehir olarak kaldı.

Hripsimian Kız Lisesi mezunları

Ermeni toplumu üyeleri hem kozmopolitti hem de kapalıydı. Ermenilerden çok daha büyük olan Yunan topluluğunun yanı sıra, ana Ermeni mahallesine yakın bir yerde yaşayan büyük Yahudi topluluğuyla aktif olarak etkileşime girdiler. Ermeniler, birçok Avrupalı iş adamı ve karışık Avrupa ve Orta Doğu kökenliLevantlerkişiler ile temas halinde olmuşlardır.

Neredeyse tüm Ermeniler Türkçe konuşabiliyordu ve çoğu Yunanca biliyordu; Ayrıca, seçkinler, Avrupa, Rusya ve Doğu'da serbest ticaret yapmalarına olanak sağlayan Fransızca, İtalyanca ve İngilizce de konuşabiliyorlardı. Bütün bunlarla birlikte, Ermeni topluluğu üyeleri ayrı bir etnik topluluk olarak hayatta kalmalarını sağlayan açık bir ilişki çerçevesi oluşturdu.

Smirna, Ermeni halkının trajik tarihinde özel yerini aldı. Çünkü, 1894-1896 yıllarında Sultan II. Abdül Hamid’in kanlı pogromlarından ve 1915'te Genç Türkler tarafından düzenlenen soykırım sırasında toplu sürgün ve cinayetlerden kaçınmayı başaran az sayıdaki şehirden biridir. Bundaİzmir Valisi Rahmi Bey’in vatandaşlarını kurtarmaya çalışırken, imparatorluk makamlarına “kâfirlerin” kovulmasının ekonomiye onarılamaz bir zarar vereceğine dair yaptığı ikna edici hesabın payı büyüktür.

Rahmi Bey

Bununla birlikte, Ermenilerin Smirna tarihi (Yunanlıların tarihi gibi), 9 Eylül 1922'de sona erdi. Yunan kuvvetleri tarafından üç yıl süren işgalden sonra, şehir Türk birlikleri tarafından ele geçirildi, yağmalandı ve yakıldı. Smirna’daki büyük yangın Ermeni mahallesinde başladı, piskoposlar ve arşivlerini, katedral ve kiliseleri, okulları ve yetimhaneleri, Ege Denizi'ne bakan modern evleri kucakladı ve yok etti, ardından ateş Yunan mahallesine ve sahile yayıldı. Ermeni Smirna, diğer Hıristiyan Smirna ile birlikte sonsuza dek yok edildi.


Bugünün İzmir’i, eski Ermeni ve Hıristiyan yaşamının izlerinin tamamen silindiği ortalama bir Türk-Müslüman şehridir. Bugünün Ainos semti, yanında lüks oteller, ofis binaları, moda butikleri ve bulvarları olan, kafelerin olduğu caddelerle dolu halka açık parkların bulunduğu bir yer olmuştur. İzmir'in kuzeyindeki Menemen bölgesinde, büyük Aziz Sarkis kilisesi muhtemelen tek başına, eski İzmir Ermeni yaşamını hatırlatan tek şey olarak kaldı.

Surb Sarkis Kilisesi

Kaynak: Essays “Armenians on the Aegean: The City of Smyrna” by Robert H. Hewsenand “Armenian Smyrna” by Richard G. Hovhannisian.

Yorumlar

Sonra ne okumalı