Armat - national platforms
Oturum
1

....

2
Fikirlerinizi ve görüşlerinizi paylaşabilmek için kaydolun
Bizi kendiniz hakkında biraz bilgilendirin
Tamamlandı
Giriş yap
Fikirlerinizi ve görüşlerinizi paylaşabilmek için oturum açın
Giriş yap
Şifrenizi mi unuttunuz?

Ya da sosyal ağ üzerinden bize katılın

Gönder
Giriş yap
Oturum
Teresa Mkhitaryan: Çağımızın sade bir kahramanı. “Bir hayalim var - her zaman, yardımamuhtaç olan insanlara bir daha  yardıma gerek duymayacakları şekilde yardım etmek.”

Teresa Mkhitaryan: Çağımızın sade bir kahramanı. “Bir hayalim var - her zaman, yardımamuhtaç olan insanlara bir daha yardıma gerek duymayacakları şekilde yardım etmek.”

Dünyanın en gelişmiş ülkelerinden biri olan İsviçre’ye okumak için gitti ve yaşamına orada devam etti. Yıllar sonra şöyle yazacaktı: “(…) Uzun yıllar burada yaşadığınızda, mutluluğun büyük parada olmadığını ve temiz otobüslerde olmadığını anlıyorsunuz. Konfor elbette var ama mutluluk daha başka bir şey”.

Geçen üç yılın sonunda Teresa, mutluluğun ne olduğunu anlamıştı.

Her şey 2015 yılında 1988 yılında gerçekleşen korkunç depremden sonra henüz iyileşemeyen Gümrü'ye planlanan bir gezi ile başladı. Teresa, ailelerin geçici sığınak amacıyla toplandıkları demir konteynerlerde 30 yıl süren kalıcı yaşamlarını ve sosyal koşullarını gördü. Yaz aylarında ince duvarları olan bu yerlerde dayanılmaz havasızlık, kışın ise buz gibi soğuk vardı.

Teresa, ailelerin bir kısmının bu konteynırlardan çıkmasına yardımcı olmaya karar verir. Çevresindeki kayıtsız olmayan insanları etrafına toplar ve daireler için bağış toplamaya başlar: "100 kişi - 100 dolar verecek ve bir aile kurtarılacak ...".Gümrü’nün problemlerini daha derin anlayan Teresa, artık tüm resmi daha net görebiliyordu. Depremden etkilenip konteynerlerde yaşayanlardan çok, kasıtlı olarak orada yaşayıp bir hayırseverin kendilerine ev veya eşya yardımında bulunmasını bekleyenler daha fazlaydılar.

“Yardım bekleyen yaralıların listesine girebilmek için insanların, belediye çalışanlarından ya da hastaneden tanıdıklarının olması gerekiyordu. Zeki ve kurnaz olup bir şekilde listeye girebilenlerde vardı. Eğer para ödüyorsanız veya ihtiyaç duyulan yerde bir akrabanız varsa her şey daha kolay oluyor. Gümrü’deki en zor iş kimin dolandırıcı olduğunu ve kimin asıl ihtiyaç sahibi olduğunu anlayabilmektir. Bu yüzden burada dedektif olarak çalıştığımızda söylenebilir.”

Teresa’ya göre, “Gümrü’de çoğu kez tanı koyarken hata yapıldı: kalp yerine mide tedavi edildi”. Başka bir deyişle, filantroplar, insanların kötü durumunun kök nedenini belirlemek yerine, özellikle Gümrü'ye para ve yiyecek gönderdiler ve yardım bittiğinde (muhataplara ulaşmışlarsa bile), insanlar kendilerini aynı pozisyonda buldular.

“(…) Çoğu insan Ermenistan sorunlarının parayla çözülebileceğini düşünüyor. İllüzyona istediğiniz kadar para harcayabilirsiniz, bu aynı bir kara delik gibi... Aksine, ne kadar çok harcarsanız, delik o kadar derin olur ... İlerlemek için, gerçekleri ortaya çıkarıp, doğru karar üzerinde çalışmak gerekir ve ancak o zaman harcanan paranın faydası olacaktır… ”

Bugün, Gümrü sadece çevreyi kirleten değil aynı zamanda sosyal açıdan yararlı tesisler inşa etmenin mümkün olduğu alanları işgal eden üç bin konteynerle doludur. Bu demir kutulardan kenti temizlemek ve gerçekten kime yardım edilmesi gerektiğini belirlemek için Teresa aşağıdaki sınıflandırmayı yaptı:

Meseleleri kendi ellerine alarak, ekim ayı sonlarında, Teresa, kontrollerin tamamlandığı ve gerçekten muhtaç ailelere yardım sağlanmaya başlandığının bilgisini yayınlar.

“Konteynırlardan geçtiğinizde, herkes size bunun ne kadar zor olduğunu, onun için ne kadar acı verici olduğunu söylemek istiyor ... Ve sen sanki onların acısından, sıkıntısından ve umutlarından bir parça alıyorsun. Başın, duyduğun ve gördüğün her şeyden dolayı  ağırlaşmaya başlıyor… Her şeyi hazmetmek ve anlamak zaman alıyor…”

Teresa Mkhitaryan (solda) ve kontrollerden sonrakonteynırlardan çıkmaları için yardım edilmesine karar verilen ilk aile.

Teresa, bu yıldan itibaren, Azerbaycan sınırından sadece birkaç yüz metre uzaklıkta, kelimenin tam anlamıyla silahın altında yaşayan ailelerin bulunduğu Tavush sınır köylerine de girmeye başladı. Her şey acil tehlike altında bulunuyor: okullar, kreşler, konutlar.Teresa, Facebook profilinde #sınırdakiyaşam etiketi altında ihtiyaç duyulan ve sağlanan yardımlar hakkında bilgiler veriyor. Yardımlar tamamen farklı olabiliyor: çocuklar için bir alan  düzenlemek, sınır köylerindeki kırtasiye malzemeleri almak, kırsal sokakları aydınlatmak, kamuya açık ve konut binalarını düzenlemek, bireysel ailelerin ayağa kalkmalarına yardımcı olmak gibi.

“Bu bölge sakinleri için Azerbaycan sınırından en yakın nokta 50 metre, elli metre. (...)Bence bu en tehlikeli topraklardaki insanların  iyi yaşamaları, normal insan koşullarına, normal okullara, hastanelere sahip olmaları için herşeyi yapmalıyız.Bu nedenle, bir köyü birbiri ardına alıyoruz ve tüm aileleri ayağa kaldırmaya çalışıyoruz; Onlara borçluyuz çünkü sınırlarımızı her gün ve her dakika koruyorlar.”

Norashen sınır köyündeki çocuklar,kendilerine bağışlanan dünya küresini incelerken. 

“Hiçbir para ve hiçbir eşya insanları değiştirmiyor ... Bence bu milyonlarca kez kanıtlandı. İnanı sevgi değiştirir. Birinin bakışlarında sana ihtiyaç olduğunu görmek ve birisinin tutumu, senin kendi gücüne inanmayı ve insanlık itibarına inanmana yardımcı olur. (…) Her durumda bizim üstlendiğimiz görev, insanlara kendilerine inanacakları ve yaşamda kendi yerlerini bulabilecekleri şekilde yardım etmektir.”

Teresa için yardım, sadaka değildir, egonuzu tatmin etmek için kısa süreli bir uğraş değildir. Gönüllü olarak kendilerini belaya sokanlara ya da kendi başlarına zor bir durumdan kurtulabilenlere yardım etmiyor. Çünkü insanların bir yardımı öylesine kolayca almaya alışması, onları sürekli aşağıda tutar ve bağımsızlık kazanmalarına yardımcı olmaz. Teresa için yardım, büyümeyi ve gelişmeyi arttırırken iletişimi kesmemek ve sonucu gözlemleyebilmektir.

“Sorun hayır kurumunda değil, sorun şu ki, hayır kurumunda zararın iyiden daha fazla olmasına sebep olacak ciddi hatalar var.”

Bir aileye, köye, şehre, kişiye yardım etmenin yanı sıra Teresa, zor durumlarda veya tehlikeli sınır bölgelerinde yaşayan insanların güzelliğini ve asaletini gösteriyor.Ermeni-Azerbaycan sınırından birkaç metre uzakta Aygedzor köyünde Melis dedenin, yarattığı cennet bahçeyekimse kayıtsız kalamaz. Bu bahçede tropikal meyveler, kivi ve muz dahi yetişiyor. 30 yıl Gümrü’de daire sıralarını bekleyen ve üzücü kaderlerine teslim olmayan ailenin öyküsüne kayıtsız kalınamaz.Azerbaycan mermilerinin altında olup tehlikeli konumlarına  rağmen , sınır köylerindeki kadınların kendi yetiştirdikleri sebze ve meyveleri satmaları pozitif bir etki yaratıyor.İçlerinden biri gülümseyerek, dedi ki: “Yeniden dünyaya gelirsem eğer, sevgili köyüm Vasashen'detekrar doğmak isterim” (sınırdaki köy).

Melis Dede ve Aygedzor'daki bahçesi.

Ve, muhtemelen, bu onlardan öğrenilecek en önemli şey. Telaşlı günlerde hepimizin önemli şeyleri unutmasına izin vermediği için Teresa'ya teşekkürler.Teresa insanlara nasıl hareket etmeleri konusunda örnek oldu ve yüzlerce insanın kalbini aydınlattı; İsviçre’dekiGulano Belediye’sinden, ermeni şehirlerindeki sade vatandaşlara kadar çoğu insan memnuniyetle farklı projelerde yer almak istiyorlar. Çünkü gerçek merhametin, iyiliğin ve sevginin sınırlarıyoktur.

Yorumlar

Sonra ne okumalı