Armat - national platform
Oturum
1

....

2
Fikirlerinizi ve görüşlerinizi paylaşabilmek için kaydolun
Bizi kendiniz hakkında biraz bilgilendirin
Tamamlandı
Giriş yap
Fikirlerinizi ve görüşlerinizi paylaşabilmek için oturum açın
Giriş yap
Şifrenizi mi unuttunuz?

Ya da sosyal ağ üzerinden bize katılın

Gönder
Giriş yap
Oturum
Mersin Rum Ortodoks Kilisesi
Kültür

Mersin Rum Ortodoks Kilisesi

Mersin şehri, Türkiye’nin kültürel açıdan zengin ve gelişmiş önemli şehirlerinden biridir.

Şehirde Türk, ,Kürt, Arap, Alevi, Hristiyan başta olmak üzere birçok etnik ve dini topluluklardan  farklı insanlar bir arada yaşamaktadırlar.

Farklılıklarımız, bizim zenginliğimizdir ve bizim gelişmemize dönüşmemize katkı sunan en önemli unsunlardandır. Bu yüzden kendi tarihimizi, kültürümüzü tanıdığımız kadar yanı başımızdaki bizden farklı olanları tanımakta gerekiyor.

Mersin’deki Hristiyanları daha yakından tanıyabilmek ve bilgi edinebilmek için Ortodoks, Katolik ve Protestan kiliselerini ziyaret edip kiliselerin tarihçesi hakkında ve Hristiyanların sorunları hakkında topladığım bilgileri sizilerle paylaşacağım bu yazımda.

Şunu ifade etmeliyimki doğma büyüme Mersinli biri olarak Mersin’deki kiliseleri ilk kez ziyaret ediyordum.

İlk durağım Ortodoks Kilisesi oldu. Kilisenin rahibi Coşkun Bey davetsiz bir misafir olmama rağmen, beni kapıda çok sıcak karşıladı. Kilise hakkında yazı yazmak için burda bulunduğumu söylediğimde çok mutlu oldu ve beni çok güzel ağırladı.

Ortodoks kilisesinin benim için en ilginç yanı Kilisedeki hristiyanların Arap olması ve dualarınıda Arapça yapıyor olmalarıydı.

Ortadoks Kilisesinin tarihi şu şekilde: 19. yüzyıl ortalarından itibaren Mersin’e ilk olarak yerleşenler, adalar ve Kapadokya’dan gelen Rum Ortodokslar ile Suriye ve Lübnan’dan gelen Arap Ortodoksları’dır. Osmanlı idaresi 1840’lı yıllara kadar imparatorluk içindeki tüm Hıristiyan Ortodoksları “Rum” olarak adlandırmıştır.Bazı kaynaklarda belirtildiği üzere 1850'de kentte 5.250 Ortodoks Rum yaşamaktaydı. Amerikan İç Savaşı sırasında dünyadaki pamuk kıtlığını gidermek amacıyla Çukurova'da gelişen pamuk üretimi ve bölgenin 1866'da demiryolu ağına bağlanması ile kentin kaderi değişmiştir. Bu dönemde Mersin hızla, Çukurova'nın tarım ürünlerinin ihraç edildiği bir liman ve ticaret merkezi haline gelmiştir.Kiremithane Mahallesi civarında yaşayan Arap Ortodokslar bu dönemde pamuk ticareti ve diğer iş kollarında çalışmışlar, bir bölümü de deniz ticaretiyle uğraşmışlardır. Yüzyılın sonlarına doğru kentte 195 Arap Ortodoks aile belirlenebilmiştir.

Mersin Rum Ortodoks kilisesi, 1849 yıllarında Dimitri ve Tannus Nadir tarafından bağışlanan arsa üzerine Osmanlı Devleti'nin verdiği izinle inşa edilmiş ve baş melekler Mihael ve Gabriel’e ithaf edilmiştir. Mersin’de halen cemaati olan ve ibadete açık en eski kilise unvanını taşımaktadır. Ruhani açıdan Şam’da bulunan Antakya Rum Ortodoks Patrikhanesi’ne bağlıdır. Yasal statüsü ise Tomris Nadir Mitri Kilisesi Vakfı adıyla Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün denetimine bağlıdır.

Kilise, Mersin’in merkezi bir yeri olan Atatürk Caddesin’de Cumhuriyet Meydanı’nın yanında bulunmaktadır. Kilisenin mevcut bahçesinin büyük bir kısmı Atatürk Caddesi’nin Vali Tevfik Sırrı Gür zamanında genişletilmesi sırasında caddeye katılmıştır.  Yunanca bir kitabede kilisenin adının Mihail Arhangelos olduğu yazılmaktadır.

Rahip şuan Mersin’de yaşayan üç yüz ortodoks ailenin olduğunu söylüyor.Eskiden pazar günleri dualar tamamen Arapça okunurken şu an yarı türkçe yarı Arapça okunuyor. Yakındada tamamen türkçe okunması planlanıyor. Coşkun Bey’e bunun nedenini sorduğumda “Çocuklalarımız Arapçayı maalesef iyi bilmiyor, biz kilise olarak arapça eğitim vermeye çalışıyoruz ama okulda arapça destekli bir eğitim olmadığı için sadece kilise olarak bu konuda yetersiz kalıyoruz” şeklinde ifade etti. Bunun dışında, çocuklara kilisede dini eğitim verildiğini anlattı.

Kiliseyi çok beğendiğimi ve Mersinli olarak ilk defa geldiğim için biraz mahcup olduğumu anlattım rahibe. O da, benim gibi ilk defa gelip bu sözü söyleyenlerin çok olduğunu söyledi. Kilisenin herkese açık olduğunu ve ziyaretçileri görmekten mutluluk duyduğunu anlattı. Ama buna rağmen Hristiyanlar dışında Mersinlilerin merak edip hiç uğramamalarından yakındığınıda ekledi.

Mersin’de Hristiyanlar olarak bir sorununuz var mı diye sorduğumda, eskiden Hristiyanların kimliklerini açık bir şekilde söylemekten çekindiğini ama şimdi öyle bir sorun olmadığını söylüyor Coşkun Bey. Bunun nedeninin Mersin’in çok kimlikli, zengin bir şehir olmasına bağlıyor. Genel olarak Türkiye’de ki Hristiyanların en büyük sorununun, devlet dairelerinde memur olarak çalışamaması olduğunu söylüyor: “Bizde her Türk vatandaşı gibi vergimizi ödüyoruz, askerlik görevimizi yapıyoruz ama Hristiyanlara memur olma hakkı tanınmıyor ne yazık ki. Seçim zamanları adaylar bizleri  ziyaret edip sorunlarımızı dinliyorlar ama bu sorunumuza bir çözüm bulamıyorlar. Bu yüzden bizim çocuklarımızı daha iyi bir şekilde eğitmemiz gerekiyor. Bizim öğrencilerimizin yüzde doksan beşi yüksek lisans mezunudur. En iyi şekilde, en üst şekilde eğitimlerini tamamlamaları gerekiyor çünkü özel sektöre girebilmek için kendilerini en iyi şekilde yetiştirmeliler, başka şansları yok.”

Coşkun Bey’in anlattığı sorun hiç şüphesiz çok önemli bir sorun. Umarım bu durum en yakın zamanda bir çözüme ulaşır.

Ben Mersin Ortadoks Kilisesi’nin mimari yapısını çok beğendim. Kesinlikle gidilip ziyaret edilmesi gereken bir yer. Rahipleride çok misafirperver ve sohbetleri keyifli insanlar.  Kapılarını çalıp, ziyaret edip, onlara verdiğiniz önemi, merakı gösterebilirsiniz  ve sohbet eşliğinde birer çaylarını içebilirsiniz…

Yazının ikinci bölümü “Mersin Katolik kilisesi” başlığı ile devam edecektir.

 

Kaynak: http://www.mersinortodoks.com/

Yorumlar

Sonra ne okumalı