Armat - national platforms
Oturum
1

....

2
Fikirlerinizi ve görüşlerinizi paylaşabilmek için kaydolun
Bizi kendiniz hakkında biraz bilgilendirin
Tamamlandı
Giriş yap
Fikirlerinizi ve görüşlerinizi paylaşabilmek için oturum açın
Giriş yap
Şifrenizi mi unuttunuz?

Ya da sosyal ağ üzerinden bize katılın

Gönder
Giriş yap
Oturum
Musa Dağı Ermenileri: Vakıflı Köyü

Musa Dağı Ermenileri: Vakıflı Köyü

Türkiye’nin Hatay ilinin Samandağ ilçesinde, Türkiye’nin son ermeni köyü olan Vakıflı köyü, Osmanlı Devleti öncesinden bu yana ermenilere ev sahipliği yapmış ve yurtiçinden ve yurtdışından ermenilerin gelip ziyaret ettiği bir yer haline gelmiştir. Moskova’dan ve Erivan’dan gelen ermeni arkadaşlarım ile bizde bu köyü ziyaret etmeye karar verdik.

Peki neydi bu köyün hikayesi? 1915 yılında tehciri kabul etmeyen Musa Dağı Ermenileri Fransızların desteği ile dağa çıkmıştır. Hatay'ın Kebusiye (bugünkü adıyla Kapısuyu), Vakıf, Hıdır Bek (bugünkü adıyla Hıdır Bey), Yoğunoluk, Hablak (ismi iki defa değişir, Hacı Habibli ve Eriklikuyu), Bityas (bugünkü adıyla Batı Ayaz veya Teknepınar) ve Yezur (bugünkü adıyla Azir) köylerinin Ermeni halkı, tehcire karşı çıkıp dağa çıkmış ve Osmanlı askeri ile mücadele etmiştir. Yaklaşık 1500 ermeninin ise tehciri kabul ettiği söylenir. 

Yedi köyden yaklaşık 4500 ermeni Musa Dağı’nda Osmanlı’ya karşı mücadele ederken sonunda Fransız gemisi tarafından kurtarılır ve Mısır’ın Port Said Limanına götürülür. Burada dört yıl yaşayan ermeniler daha sonra köylerine geri dönerler.

1939 yılında Hatay’ın Türkiye’ye katılması ile Vakıflı’nın son ermeni köyü olarak anılma hikayesi başlar. Diğer köylerdeki aileler Suriye’ye göç eder, Vakıflı’ların çoğu ise köylerinde kalır. Zamanla diğer köylerde kalan insanlarda Vakıflı’ya yerleşmiştir. Bugün Vakıflı Köyü’nün nüfusu yaklaşık 150 kişidir. Köyün toplam arazisi ise 5500 dönüm dönümden oluşuyor. 

Ermeni arkadaşlarımın Türkiye ziyareti tamamen kendi kökenlerine yaptıkları bir ziyaretti. O yüzden önemli bir geçmişe sahip olan bu kadim köyü atlayamazdık… Köye vardığımız zaman, tek katlı balkonlarından ve pencerelerinden çiçekler taşan yemyeşil, temiz ve yaşlı köy bizi tüm içtenliği ile karşıladı. Yaşlı olan sadece köy değildi, köydeki insanların çoğu yaşlı idi. Geçim kaynağı tarım ile sınırlı olan köyde gençler okumak için İstanbul’u ve yurtdışını tercih ediyor. Okumak için köyden çıkan gençler iş imkanı olmayan köylerine dönmüyorlar haklı olarak, İstanbul ve yurtdışında çalışarak yaşamlarını sürdürüyorlar. Tatillerde ise köylerini ziyaret etmeyi ihmal etmiyorlar. 

Meryem Ana Kilise’sinin bahçesinde oturan yaşlı ermeni kadınlar, onları ve köylerini ziyarete Moskova’dan ve Erivan’dan gelen genç ermenileri görünce sevinç ve hüzün karışımı bir duygu ile buyur ediyorlar bizi masalarına. Onlar ermenice sohbete başladılar hemen, ben ise onları seyrediyordum. Ermenice dilini anlamıyordum ama yaşlı teyzelerin gözlerindeki sevinci ve memnuniyeti görebiliyordum. 

Katliamları, sürgünleri ve nice acıları yaşamış ve darmadağın olmuş bir halkın çocukları olarak farklı kuşaklardan ve farklı ülkelerin vatandaşları bir masada buluşmuş ermenice konuşup birbirlerini tanımaya çalışıyorlardı. Şüphesiz bu köy ilk defa yaşamıyordu bu sahneyi. Ama biz ilk defa yaşıyorduk… Tarifi imkansız duygular ile çıktık kiliseden ve köydeki turumuza devam ettik

Meryem Ana Yortusu'nun kutlandığı Ağustos ayının ikinci pazarı, (ya da 15 Ağustos'a en yakın Pazar günü) köyün en şenlikli günleri. Hem –yurtiçinden ve yurtdışından– pek çok Vakıflılı, hem de köyün ve kutlamaların ününü duyanlar, köyü bugünlerde ziyaret etmeyi tercih ediyor. 

Organik tarım yaparak birçok köye örnek oluyor Vakıflı Köyü. Aynı zamanda Vakıflı Köyü’nün kadınları da bir kooperatif kurmuş ve bu kooperatif bünyesinde imece usulü ürettikleri ürünleri satarak hem kendi ekonomilerine hem de kooperatiflerine destek sunuyorlar.

Köyde konuşulan dile değinecek olursak ermenicenin Musa Dağı lehçesi (Kesat Lehçesi) konuşuluyor. Bu lehçeyi dünya üzerinde yaklaşık 20.000 ermeni konuşuyor ve maalesef bu dil yok olma tehlikesi ile karşı karşıya. Gençler bu lehçeyi anlıyorlar fakat aynı şekilde konuşamıyorlar…

Köyde ki turumuzu bitirmeden Musa Dağı’nı ve köyün bize sunmuş olduğu tüm o eşsiz manzarayı seyre daldık. 

Ermeni arkadaşlarım bu köyün ayakta kalıyor olmasından ve bir ermeni köyü olarak varlığını devam ettirdiğini görmekten mutluydular ama kafalarında bir soru işareti kalmıştı peki bu yaşlı ermeniler öldükten sonra bu köye ne olacaktı? Neden devlet ve yurt içinde ve yurtdışında yaşayan ermeniler bu köyün devam edebilmesi için gençleri burda yaşamaya teşvik edebilecek yatırımlar yapmıyorlardı? Şüphesizki yılda bir kez yapılan ziyaretlerden daha fazlasını hak ediyordu bu köy ve Musa dağı ermenileri…

Yorumlar

Sonra ne okumalı