Armat - national platforms
Oturum
1

....

2
Fikirlerinizi ve görüşlerinizi paylaşabilmek için kaydolun
Bizi kendiniz hakkında biraz bilgilendirin
Tamamlandı
Giriş yap
Fikirlerinizi ve görüşlerinizi paylaşabilmek için oturum açın
Giriş yap
Şifrenizi mi unuttunuz?

Ya da sosyal ağ üzerinden bize katılın

Gönder
Giriş yap
Oturum
Suriyelilerin Yoğun olarak Yaşadığı Yer: Mersin

Suriyelilerin Yoğun olarak Yaşadığı Yer: Mersin

Suriye'de yaşanan iç savaştan kaçarak Türkiye’ye gelen mültecilerin yoğun olarak yaşadıkları yerlerden birisi de Mersin. Mersin'e gelen ve zor şartlarda yaşamlarını sürdürmeye çalışan sığınmacıların da aynı şekilde yaşadıkları sorunlardan bir tanesi eğitim sorunu.

Mersin üniversitesi Çiftlikköy Kampüsü Prof.Dr.Vural Ülkü Konferans Salonunda yapılan "Türkiye’deki Suriyeliler" konferansına katılan Hacettepe Üniversitesi Göç ve Siyaset Araştırmaları Merkezi Müdürü Doç. Dr. Murat Erdoğan verdiği konferansta çarpıcı konuşma yaptı. Yapılan konferansta "Türkiye’deki Suriyeliler, Toplumsal Kabul ve Uyum" konulu sunumu yapan Erdoğan, Suriye’den Türkiye’ye gelen sığınmacıların kalıcı bir şekilde yerleştiklerini belirterek eğitim sorunlarıyla ilgili şöyle konuştu: "Suriyeli çocukların Türk Eğitim Sistemine entegre olabilmeleri için acilen Türkçe eğitim almaları gerekir. Bundan başka bir seçimimizin olduğunu düşünmüyorum. Uyum ve entegrasyon politikaları gerçekleştirmemiz gerekiyor. Bunu yapabilmemiz için de özellikle çocukları sağlıklı bir şekilde kaydetmemiz lazım. Kayıtlarda 169 bin öğrenci olduğu mevcut. Bu da durumun ciddiyetini ortaya koyuyor."

Eğitim sorunun alt yapısıyla ilgili görüşlerini belirten Erdoğan, "Şu an Türkiye’de 3,5 milyon Suriyeli var. Bunun için de okuyacak durumdaki çocukların eğitim altyapısı yok. Bu sorunu çözmek için yoğun bir çaba sarf etmek gerektiğini belirtti".

Kimlik Kartı Olan Milli Eğitime Bağlı Okula Gidebiliyor

Mersinde yaşayan Suriyeli sığınmacıların eğitim sorunları ve yapılan çalışmalar ile ilgili görüşlerine başvurduğumuz Mersin Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Görevlisi Yrd. Doç. Dr. Bediz Yılmaz, eğitim sorunu ve yapılan çalışmalar hakkında şöyle konuştu: "Türkiye’de kayıtlı olan Suriyelilerin geçici bir kimlik kartları oluyor ‘geçici koruma rejimi’ adını taşıyan kimlikle kayıtlı iseler milli eğitime bağlı okula gidebiliyorlar.

Mersinde 12 tane geçici eğitim merkezi var bu merkezlerde 20 bin öğrenci eğitim görüyor.Buda Suriyelilerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerde eğitim açığını gidermek için oluşturulmuştur. Burada hem Suriyelilerin kendi derneklerinin bir öncü rolü oluyor hem de onların Milli Eğitim İl Müdürlüklerinin yaptığı iş birliktelikleri neticesinde eğitim seferberlikleri yapılıyor."

 Eğitim veren Okulların bir kısmında Suriyeli hocaların da görev aldığını söyleyen Yılmaz, çocukların ana dili dışında eğitim yapması çocukları her zaman sıkıntıya sokar.

Eğitim Sorununa Ağırlık Verilmeli

Ortada savaşın yarattığı ciddi bir travmanın olduğunu ifade eden Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti: "Bütün bu sorunların üstüne eğitimsizlik, dışlanmışlık, işsizlik gibi sorunlarda eklendiğinde problem bir çığ gibi büyüyecek. O yüzden acilen eğitim sorununa ağırlık verilmesi gerekir".

Son olarak Suriyeli çocuklara yönelik psikolojik destek merkezleri ile bilgileri paylaşan Yılmaz, "Bu konuda şimdiye kadar açılmış bir tane psikolojik destek merkezi var.İki ya da üç tanenin daha açılması için girişimlerde bulunuldu. Bu ne kadar yaygın toplumun beklentilerini ne kadar karşılar. Bunları söylemek çok zordur. Ancak bir tanesinin açılmış olması bile son derece önemli. Sağlık bakanlığının ruh sağlığı uzmanları psikososyal destek konusunda çok ciddi girişimleri oluyor" dedi.

 Son olarak Bilgi Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden Yrd. Doç. Dr. Elif Göçek’in sözlerini eklemek istiyorum: “Huzurlu ve mutlu bir toplumda yaşamak istiyorsak, bu çocuklarla ilgili ciddi bir çaba harcamak durumundayız. Çünkü bizlerle birlikte yaşayıp büyüyen bu çocuklardan bazıları belki polis, belki devlet memuru, belki politikacı, belki çocuğunuzun eşi olacak. Artık birbirimizle birlikte yaşıyorsak, ki bu durum sadece savaştan kaçmış bireyler için değil mahallemizdeki herkes için geçerli; dayak yiyen bir çocuğu gördüğümüzde, bu komşunuz bile olsa hepimizin görevi bunu durdurmak. Travmanın etkilediği çocukları tespit ve tedavi etmek, toplumu ve dünyamızı etkilemektir. Dünyanın başına dert olmuş bireylerin yaşam öykülerini okumanızı öneririm. Bu kitaplarda, travmatik yaşantıların izlerini görebilirsiniz. Biz de, sokaktaki çocuğa ne olduğunu sormazsak bir gün dünyayı fena karıştıracak.”

Yorumlar

Sonra ne okumalı