Armat - national platforms
Oturum
1

....

2
Fikirlerinizi ve görüşlerinizi paylaşabilmek için kaydolun
Bizi kendiniz hakkında biraz bilgilendirin
Tamamlandı
Giriş yap
Fikirlerinizi ve görüşlerinizi paylaşabilmek için oturum açın
Giriş yap
Şifrenizi mi unuttunuz?

Ya da sosyal ağ üzerinden bize katılın

Gönder
Giriş yap
Oturum
Dersim'in eski Ermeni ezgileri, Türkiyeli müzisyen tarafından canlandırıldı: “Sınırlar politikacılar tarafından kuruldu, bu sınırlar bizim yüreğimizde yer almıyor’’
Kültür

Dersim'in eski Ermeni ezgileri, Türkiyeli müzisyen tarafından canlandırıldı: “Sınırlar politikacılar tarafından kuruldu, bu sınırlar bizim yüreğimizde yer almıyor’’

’’Bu albümü çoğunlukla kendim için yaptım, Ermeni halkı için değil. Bu bana kendimden bir parça bulma fırsatı verdi ve şimdi kendimi dolu hissediyorum’’.

Mikail Aslan'ın Ermenilere olan ilgisi çocukken başladı. Çocukken, sürekli olarak Norshin, Hopik, Akhveshi, Soppyan köylerinin isimlerini tekrarladı ve ana dilinde hiçbir zaman bu köylerin adlarının eşdeğerini bulamadı. Annesinden çok kısa bir cevap aldı: "Oğlum, bu isimler Ermenilerden kaldı." Köylerine isimlerini veren, kendilerinden geriye sadece yıkık kiliseler ve mezarlıklar bırakan Ermeniler nereye gitmişti? Sanki yer yarılmış ve içine girmişlerdi. Bir zamanların kiliselerden arta kalan taşlar ve yıkıntılar, şimdi onların duvarlarının bir parçası haline geldi. Mikail Aslan’ın ilk albüm yapma fikri 2005 yılında, arkadaşı Hovsep Ayreni ile Bürüksel’de karşılaştığı zamanlar ortaya çıkıyor. Dersim Ermenileri adına albüm yapma fikri müzisyeni o kadar etkilemişti ki, sanki kiliselerden arta kalan taşlar canlanıp onun kulağına fısıldamıştı. Hovsep, Ambartsum Gasparyan’ın ‘’Chmshkatsak (Dersim ilinde bir arazi, Batı Ermenistan) ve onun renkleri’’ adlı kitabından alıntlar okurken, Mikail’de dilinde artık eğrilebilen ‘’Ermeni Halk Şarkılarına’’ sahipti.

Albümdeki dört yıllık çalışma sırasında, Mikail ermeni tarihinin ve kültürünün daha çok içine daldı. Mikail, yaklaşık yüz tane Dersim halk şarkısını yakın yerleşim yerlerinden topladı. Bu şarkılardan 12 tanesini albüm için seçti. Albüm, ‘’Petag- Dersim’in Ermeni Türküleri‘’ adı altında çıktı. Müzisyen Tigran Akobyanom ve Lilit Simonyan ile birlikte özenli bir yaratıcı çalışma yapıldı. Müzisyen Maro Muradyan, Enseble Akun ve Norayr Grigoryan albümün gelişimine büyük katkı sağladılar.

Mikail diyor ki:

Bugün Ermenilerin yüzyıllardır söylediği ezgileri seslendirdik. Evrende hiç bir ses kaybolmuyor. Amacımız sadece bir albüm yaratmak değil, bu albümüm yardımıyla Ararat’ın bu ve diğer tarafı arasında bağlantı kurmaktı, çünkü gerçekten bizim kalplerimizde sınırlar yer almıyor, sınırları koyan politikacılardır.

Benim en büyük hedeflerimden biri, bu bölgelerde yaşayan Ermenilerin (Batı Ermenistan) kimliklerini ve kültürlerini korumaları ve özgürce yaşamaları. ‘’Petak’’ albümünün şarkılarını çaldığımda, onlara kendi ‘’Ben’’lerini tanıtmak için cesaret ve istek duyuyorum. Yirmi yıl önce, Türkiye bilinçli bir İslamlaşma ve nüfusun Türkleşmesi politikasını izledi. Bu yüzden insanlar kendi dillerinde konuşmaktan korkuyorlardı. İnsanlar kendi etnik bilinçlerinden  o kadar çok uzaklaşmışlardı ki, kendi ailelerinin anadilde konuşmalarını bile yasaklamışlardı. Biz, üniversite çevresinden devrimciler olarak, asimilasyona karşı kendi dilimiz zazacada (Zaza dili – Müzisyenin ana dilidir) müzik oluşturmaya başladık. Ve birden halkımın içinden bizi kınayan insanlar belirdi ve şöyle söylediler: “Nerden geldi bu zaza dili?” Ama şimdi on yıl geçti ve herkes bizim müziğimizi dinliyor. Şimdi ki gençler bizim yaratıcılığımızı seviyor. “Petak” albümünü hazırlamaya başladığımda, bu seferde şöyle söylemeye başladılar: “Nerden geldi bu ermeni dili?” Yani zaza dili sizin topraklarınızda nasıl geliştiyse, ermeni dilide aynısını yaşadı. Nüfusun içinde kök salmış stereotiplerle sistematik olarak mücadele etmek gerekiyor. Ben şöyle düşünüyorum: Bir çocuğun öz bilinci, şarkıyı duyduğu andan itibaren oluşuyor. Bu nedenle, çocukların kendi anadillerinin çevresinde büyümesi çok önemlidir. Çocuklar, annelerinin rahmindeyken duymuş oldukları bir dili, hiç bir zaman unutmazlar. Bunun için büyük umutlarım var.

Kürt halkı ile birlikte Asurlular, Yezidiler, Zazalar ve Alevilerde uyanıp yeni döneme girdiler. Türkiye’de daha önce, herkes Türk ve Müslüman olarak adlandırılıyordu, ama şimdi durum değişti ve halklar çok uzun bir uykudan uyanmaya başladı.

Mikail, Türkiye’de hala ulusal azınlıklar ile ilgili, özelliklede Ermenilerle ciddi sorunlar olduğunu belirtiyor:

– Kürt, Türk gibi davranıyor, alevi-kürt gibi, ermeni-alevi gibi... Türkiye’nin en büyük sorunu ve Türkiye’nin en büyük tabusu Ermenilerdir. Bu korkunç bir tabudur: Ermeni- kelimesi bir hakarettir. Benim yakın arkadaşlarım, ermeni olduklarını bir sır gibi benden bile saklarlar. Bu Türkiye gibi bir ülke için oldukça zor bir problem. Ermeni tabusunu yıkabilmek için büyük bir cesarete sahip olmak gerekiyor. Bu albümü oluşturduğum zaman,  devlet politikacıları dışında radikal insanlarda bana karışmaya çalıştı, bazıları şunları söyledi: “Mikail Aslan ermeni oldu”, “Mikail ermeni bir misyoner oldu”. İnsanlar kendilerini bu propagandaya o kadar çok kaptırmışlar ki, bir kişi ermeni halkını temsilen ermeni şarkısı hakkında konuşursa onu vurmaya hazırlar.

(...)

Türkiye nüfusu için Ermeniler bir yabancı olarak görülmektedir, ancak “Akun” topluluğu Dersim’de sahneye çıktığı zaman, insanlar bizden hiçbir şekilde ayrılmadıklarını fark etmişlerdir. Çünkü Ermeniler bize uzak bir yerden değiller, onlar bu toprakların insanlarıdır. Yani onlar bizim bir parçamız, onlar bizimle birlikte yaşayan komşularımızdır. Bu yabancılaşma devlet sistemi tarafından gerçekleşti, fakat sorun şu ki insanlar kendilerine uygulanan dayatmaları kabul ediyorlar. Ve burada müziğimizin gücü kendini gösterebilir: küçük bir şarkı ile binlerce yıllık bir geçmişi hatırlayabilirsiniz. Dersimliler Petak albümünü dinledikleri zaman, kendi komşularını hatırlıyorlar.

Bizim zamanımıza kadar bu topraklarda yaşayan insanlardan bahsetmek istiyorum. Onlar kendi değerlerinin bedelini ödediler. Hrant Dink gibi insanlar büyük bedeller ödediler. (...) Halklarımız arasında oluşturmaya çalıştığımız dostluk bağını biz kurmadık bu bize kadar zaten Dersim sakinleri tarafından kurulmuştu. Tarihsel gerçeklikler bu durumu teyit ediyor. Biz ise bu dostluğun yolunu izleyen gezginleriz. Biz, insanların yüzyıldan beri donmuş olan dostluk ilişkilerini hatırlamasını istedik (...).

Mikail Aslan – Türkiyeli, popüler ve yetenekli bir müzisyendir. 1972 yılında Dersim’de doğdu. Ailesi zazadır(Türkiye’de etnik azınlık bir halk). Politik sebeplerden dolayı üniversiteyi bırakıp, Türkiye’den Almanya’ya gitmiştir. 1995 yılında başlayan müzik çalışmalarına Almanya’da devam eder. 1999 yılında zazaca albümü çıkar. 2010 yılında Dersim Ermeni halk şarkılarının yer aldığı albümü çıktı. Bu albüm için sanatçı dört yıl emek harcamıştır, eski ezgilerin ve şarkıların kırıntılarını bulabilmek için.

Yorumlar

Sonra ne okumalı

Halep Ezmesi: Selahattin Demirtaş

Hristiyan Persler: Tarih ve Günümüz

Güney Kore’den Mersin’e

Vahan Totovents, Eski roma yolunda yaşam