Armat - national platform
Oturum
1

....

2
Fikirlerinizi ve görüşlerinizi paylaşabilmek için kaydolun
Bizi kendiniz hakkında biraz bilgilendirin
Tamamlandı
Giriş yap
Fikirlerinizi ve görüşlerinizi paylaşabilmek için oturum açın
Giriş yap
Şifrenizi mi unuttunuz?

Ya da sosyal ağ üzerinden bize katılın

Gönder
Giriş yap
Oturum
Hovsep Emin ve  Ermeni Halkının Kurtuluşu İçin Verdiği Mücadelesi
Bellek

Hovsep Emin ve Ermeni Halkının Kurtuluşu İçin Verdiği Mücadelesi

Eşsiz coğrafi konuma sahip olan Ermeni yaylalarının medeniyetlerin kavşağında olması, Ermeni dağlık bölgelerini sürekli kanlı savaşların olduğu bir yer yapmıştır. Bu da devletsiz kalan Ermenilerin yüzyıllarca yabancı devletlerin boyunduruğu altında yaşamasına neden olmuştur. Bu zor koşullarda tüm ömrünü halkının kurtuluşuna adayacak kişilerin bu halkın içinden çıkması hiç şaşırtıcı değildir.

1726 yılında, Şah Abbas saltanatı zamanında ermeni tüccar Josep, İran’ın Türklerin çoğunlukta yaşadığı Hemedan şehrine Ermenistan’dan göç etti. Doğan oğluna büyük büyük dedesinin adı olan Emin adını verdi. İranlı yetkililer tarafından uygulanan şiddet ve gasp sonucu sürgüne zorlanan ailesiyle yeni bir yer aramak zorunda kaldı. Yabancı bir yerde büyüyen Hovsep (Joseph)  Emin, ermeni halkının kurtuluşu fikrini takıntı edinmişti. Hovsep Emin tek başına Hindistan’dan Avrupa’ya kadar farklı güçleri bir araya getirip, kendi fikrinin gerçekleşmesine katkıda bulunmak için koordine etmeyi denedi.

Daha iyi bir yaşam için Hindistan’a

Zor hayat şartlarından kurtulmak için Emin, ailesi ile birlikte Hindistan’a taşındı. O zamanlarda Hindistan’da ki Ermeni topluluğu kendileri için iyi şartlar oluşturmayı başarmışlardı. Ermeniler Hindistan’da önemli bir ticari sermayeye sahiptiler. Ermenilerden sonra Hindistan kıyılarına gelen İngilizlerin onları dikkate alması gerekmişti.  Bu uzak ülkedeki iyi yaşam koşulları birçok Ermeni tüccarın buraya gelmesini sağlamıştı. Bu Ermeni tüccarlar içerisinde Emin’in babası da vardı. Onlar çok sayıda Ermeni kolonisinin bulunduğu Kalküta şehrine taşındılar.

Hindistan Emin’e yeni bir dünya açtı. Burada o, ilk defa Avrupalıları gördü, onların farklı teknikleri, savaş sanatları ve gelişmiş kültürleri ile tanıştı.  Bunların hepsi bu genç adamda kalıcı bir izlenim bıraktı. O, bilgiye, eğitime ve dünyayı daha yakından tanımaya odaklandı. Sönmeyen bu bilgi susuzluğu ile beraber onda son derece duygu dolu vatanseverlik de vardı, ve gençliğinin başlarında bu duyguları daha çok hissediyordu. Çocukken gördükleri zulmün resmi, şiddet ve halkının üzüntüsü sonsuza kadar hafızasına kazınmıştı. Halkı esaret ve cehalet içinde olduğu için acı çekiyordu. Kendisi bunun nedeninin babalarının vatan için mücadele etmemesi yüzünden olduğunu yazmıştı.

Onun mektuplarından birinde şunu okuyabiliriz: “Savaş sanatını ve farklı gerekli bilimleri öğrenmek için Avrupa’ya gitmeye karar verdim ve emindim ki eğer Ermenistan’a Avrupa kalitesinde bir subay olarak gelirsem biraz da olsa ülkem için yararlı bir insan olabilecektim.” Genç adam daha o zamanlar Meliklerin Artsah ’da (Karabağ) bir yarı bağımsız beylik kurduğunu duymuştu ve onların korkusuzluğuna ve özgürlüğüne hayran kalmıştı. Hayali, Meliklerin yanına gidip Avrupalılardan öğreneceği savaş ustalığını onlara öğretmek ve onların yardımı sayesinde tüm ülkesini Farslılardan ve Türklerden özgürleştirmekti.

Babası kesinlikle Emin’in bu dileklerine karşıydı ama genç adamı durdurmak için bu yeterli olamadı. O, her şeye rağmen Avrupa’nın bir parçası olan İngiltere’ye gitti. İngiliz bir kaptanı gemide yardımcı olarak onu alması için ikna etti. Hindistan’dan İngiltere’ye olan yolculuk 7 ay sürdü ve bu süre boyunca Emin kendisine yapılan kötü muameleye  ve  alaylara katlanmak zorunda kaldı.

İngiltere’ye Yolculuk

Ağır yaşam koşulları Emin İngiltere’ye geldiğinde de devam etti: Emin uzun süre dolaştı ve yaşamak için çok emek harcayarak para kazanmak zorunda kaldı. Ne için geldiğini çok iyi bilmesi ve ne istediğini bilmesi onun tüm bu yaşadıklarını hafifletiyordu. O azimli bir şekilde öğrenebilmek için çok çabaladı.  Sonunda şans ne istediğini bilen genç adamın yüzüne güldü ve o önemli insanlarla tanışabildi.

Tanıştıkları kişilerden biri Edmund Berk’in ta kendisiydi: muhafazakârlık ideolojisinin kurucusu seçkin devlet adamı. Edmund Berk o zamanlarda yirmi altı yaşındaydı, yani nerdeyse Emin ile aynı yaşlardaydı . Londra’ da çok uzun süre kalmadı. Edmund Berk yaşıtına hemen derin bir sempati duymuştu, nedenini anlamak zor değildi. Bu Ermeni’nin iyi bir eğitim almak için ailesini ve evini terk edip çok uzakta hiç tanımadığı bir ülkeye gelmesi Edmurd’ u çok etkilemişti. Kaderlerinde ortak olan şey ise; ikisi de babalarını aynı şekilde terk eden oğullardı. Berk Londra’da o zamanlarda bir bilinmezlik ve yoksulluk içinde yaşadı. O da Emin gibi Londra’da ki üst kademe topluluğuna giden yolu tamamlayabilmek için büyük bir emek verip resmen kendini parçaladı.

Edmund Berk

Başka bir tanışma da Emin ‘in umutsuzluğa kapıldığı, artık her şeyi bırakıp Hindistan’a gitmeye karar verdiği bir süreçte oldu. Bu zamanlarda Emin ermeni bir genç ile karşılaştı. Bu genç Halep’de ki bir tüccarın emri üzerine kendisine verilen atı hediye olarak Northumberland Lorduna vermek için Londra’ya gelmişti. Genç ermeni İngilizce bilmediği için Eminden Lordun evine girip hizmetçiler ile konuşmasını rica etti. Bir süre sonra Northumberland Emin‘i huzuruna çağırdı, onun anlattıklarını dinledi ve ondan hayatını yazılı olarak anlatmasını istedi.

Emin eve gelir gelmez Northumberland’ın isteği olan mektubu yazmaya başladı. Emin, kendi başından geçenleri ve vatansever hayallerini anlatmaya başladı. Londra’da yaşadığı zor şartları da yazdı. Mektubunun sonunda Northumberland’ın babasına artık oğluna sahip çıkan birinin olduğunu ve İngiltere’de eğitim alabilmesi için babasının ona para yollamasını istediğini yazdı.

Birkaç gün sonra Northumberland tekrar Emin’i huzuruna çağırdı, büyük bir keyifle onu misafir etti, ona sahip çıkacağına karar verdiğini açıkladı ve ekledi; Kralın oğlu Dük Kamberland’ın onu çok beğendiğini ve onunda kendisi gibi ona sahip çıkacağını, onun Emin’i Woolwich’de ki Yüksek Askeri Akademisi’nde eğitim almasını sağlayacaklarına söz verdiğini söyledi. Northumberland hemen kendi korumasında ki kişinin Londra’da ki yüksek mertebede ki topluluğun içine girebilmesi için aristokrasi evlerinin salonlarına giden tüm kapıları açtı Emin’e. Northumberland için bunu yapmak hiç zor olmadı çünkü Emin’in yazmış olduğu hayat hikâyesi tüm arkadaşlarının ilgisini çekmeyi başarmıştı. O doğulu biri olarak bilgiye, kültüre ve halkının kurtuluşuna kendini adamış biriydi. Bu ona egzotik bir kişilik katıyordu. Onların gözünde ilk başlarda “ender” kişi olarak algılanıyordu. Emin elinden geleni yaptı ve Londra topluluğunda başarılı bir birey olmayı başardı.

Dük Kamberland sözünü tuttu ve hemen Emin’in Woolwich’de ki Krallık Akademisi’nde “İstihkam ve ağır silahlar” eğitimini almasını sağladı.

Woolwich’de Emin sadece on üç ay kaldı. Ona sahip çıkan Dük Kamberland’ın içinde bulunduğu savaş ve politik durumlardan dolayı Emin eğitimini bırakmaya karar verdi. Emin kendisine sahip çıkan Dük Kamberland ile beraber savaşa gitmeye karar verdi.  Bir mektubunda Edmund Berk Emin’e onun görevinin askeri kariyer yapmak değil kendisini geliştirip yeteneklerini vatanı için kullanması gerektiğini söyledi.

Emin en başından beri yüksek mertebedeki tanıdığı insanların sağladığı imkânları kullanmaya çalıştı. Dört tane mektup yazdı: Kalküta’nın Valisine, kendi babasına, Kalkütalı Ermenilere ve Gürcü Çarı II.İraklı’ya. Babasına yazdığı mektupta İngiltere’de geçen hayatını ve halkına zulüm edenler ile mücadele edebilmek için askeri kariyerine nasıl odaklandığını, kendisine sahip çıkan kişilerden ve başarılarından söz etti. Emin babasından sakladığı 500 rupiyi göndermesini istedi.

Oldukça enteresan bir mektup yazdı Emin Gürcü Çarına. Önceden sadece Karabağ’da ki Meliklerin ermeni halkının kurtuluşuna yardım edeceğini düşünüyordu. 1750‘li yıllarda Avrupa‘da Kartli ve Kaheti devletlerinin Gürcistan’da güçlendiği bilgisi yayılıyordu. 18.yüzyılın ilk yarısında bunlar sadece İran güçlerine bağlı Vasal birliklerdi. İran’ın kendi içinde yaşadığı problemleri fırsat bilip bunu kullanmaları, güçlenmelerini sağladı. Gürcü Çarına yazdığı mektupta Emin, Hristiyanların Türklerden kurtuluşunu ne kadar istediğinden bahsetti. Ona Bagaratinu (Ermeni Çar Hanedanlığı) soyundan geldiklerini hatırlattı ve II. İrakliyi  “Ermenilerin ve Gürcülerin Çarı” olarak isimlendirdi.

Emin’in niyeti İraklı’ya gidip, onun ordusunu yüksek Avrupa standartlarında bir ordu yapmaktı. Çar’a, devletini güçlendirip Avrupa devletleri gibi yapmayı önerdi. Emin İraklı’ya, eğer o kendi gücünün altında tüm Ermenileri toplarsa doğuda hiçbir devletin onun devleti kadar zengin ve şanlı olmayacağını yazdı.

Hovsep Emin İngiltere Hükümeti’nin resmi başkanı William Pitt ile iletişim kurmayı denedi. Tam da bu zamanlarda Hovsep Emin babasından mektup aldı, babası mektupta ona Emin’in mektubunun Kalküta’daki Ermenileri üzdüğünü ve etkilediği yazdı. Kalküta Valisi Emin’in mektubunu Gürcistan’a yollaması için Basra’da ki(Irak) İngiliz temsilciliğine yolladı. Böylece Emin hem babasından ve hem Kalküta’daki Ermenilerden destek ve onay aldı.

Uzun süren denemelerden sonra Emin, Pitt ile görüşmeyi başarır ve Pitt ona bilerek kendisi ile hemen görüşmediğini onun ne kadar azimli ve istekli olduğunu görmek istediğini söyler. Emin’in tek amacı olan gerçekleştirmek istediği politik hayalleri,  İngiltere’yi kesinlikle ilgilendirmiyordu. Osmanlı İmparatorluğu’nun altında yaşayan Ermeni bölgelerinin kaderi İngiltere’nin ilgisini çekmiyordu. Bu nedenle Emin’in Pitt ile yapacağı konuşma, Pitt’i bir insan olarak etkileyebilirdi ama bir devlet adamı olarak etkileyemezdi.

William Pitt ile yaptığı görüşmeden sonra Emin daha fazla beklemesinin bir şey ifade etmediğini anladı. Pitt’de bunu kastederek ona “daha fazla zaman kaybetmemesi gerektiğini” ima etti. Böylece Emin çoktan tasarladığı ilk Ermenistan yolculuğu kararını almış oldu.

Ermenistan’a Yolculuk

Emin'in elindeki sayısız bağlantıları sayesinde, Osmanlı İmparatorluğu'ndan güvenli bir şekilde yolculuk yapmasına izin veren bir emperyal pasaport mevcuttur. Türkiye’ye vardığında, Erzurum'dan uzak olmayan bir yerde, yakınlardaki Ermeni köyünde bir Türk askeri müfrezesi olduğunu öğrenir. Emin oraya gitmeye karar verir.

Erzurum

Bu hikâye, Emin'in gezisinin amacını anlamak açısından önemlidir. Köy sakinleri Emin’i Türk zannettiler ve onu hemen yaşlıların bulunduğu eve götürdüler. Onun şerefine kuzu kestiler hatta ona para teklif etmeye bile niyetlendiler: Ermeniler haraç vermeye alışıktılar. Bu durumu fırsat bilen Emin içinde tuttuğu soruyu sordu: Neden onlar, Hristiyanlar, özgür değil? Onlar da Hristiyanların özgürlüğünün öbür dünyada olduğuna, bu dünyada ise Müslümanlara hizmet etmeleri gerekli diye cevapladılar. O an Emin maskesini atıyor ve kendisinin bir ermeni olduğunu, onları da özgürlük için mücadeleye teşvik ediyor. Onlara Avrupa’da ki Hristiyanları örnek gösteriyor, hizmet eden değil bağımsızlıkları için mücadele edenleri. Onun ateşli çağrısı, Emin'in zalimden kurtulacak kişi olduğunu söyleyen yerel bir rahip tarafından destekleniyor.

Batı Ermenistan'da kaldıktan sonra, Emin Doğu'ya, özellikle Eçmiyazin’e giden yolu tutar. Eçmiyazin’e vardığında, Artsah’ın cesur adamlarından birinin ölümü hakkında bilgi alınca derin bir üzüntüye kapılır. Cesur keşiş Avag, yerel Panah Hanına karşı prenslerin savaşları sırasında ünlüdür.  Bu haber elbette onu Artsah’a gitmekten vazgeçirir. Eğer keşiş ölmeseydi keşişe katılıp askeri bir müfrezeyi organize edip bunu hizmet olarak Çar İrakli’ya sunmayı planlamıştı.

Eçmiyazin’de Emin, Güney Kafkasya'daki gerçek durumla tanışıyor. Burada, daha önce İngiltere’de sadece belli belirsiz tahmin ettiklerini tüm somut gerçekliğiyle anlamıştı. Somut olarak anladığı şey, Rusların yardımının Ermenilerin kurtuluşu için gerekli olduğu, bu konuda Gürcistan komşularının bile yardımının ancak Rusya’nın desteği ve himayesinde sağlanabileceğini anlamasıydı. Rusya'ya yaptığı geziye hazırlanmak için Londra'ya dönmeye karar verdi.

Rusya’ya Yolculuk

Rusya'ya gitmek sandığı kadar kolay değildi. Sadece bir pasaportun yanı sıra, Rus devlet adamlarına St. Petersburg'daki nüfuz sahibi insanlara Emin’le görüşmelerini tavsiye edip mektup yazacak birini bulmak gerekiyordu. Bu konuda Emin’e yine İngiliz arkadaşları yardım etti. Emin, Rusya Büyükelçisi Prens Golitsyn'den bir pasaport ve tavsiye mektubu alabilirdi. Prens Golitsyn’in desteğini alabilmek için Emin kendi hayatını ve kendi mücadelesini anlatan bir mektup yazdı: “Umuyorum ki zulüm gören Ermeniler  için çektiğim acıyı ve onlara duyduğum sevgiyi söylersem sizin gözünüzden düşmem.” Son olarak Emin şöyle yazıyor: “Benim niyetim aynı… Sizin yardımınız ile St. Petersburg’a gidip Tamraz Mirza ile tanışıp ondan beni oğlu Gürcü Prens İrakli’ya gödermesini istiyorum. Bu sayede Hristiyan inancı ve vatandaşlarımın özgürlüğü için mücadele edip bu onuru yaşayabileceğim.”

Arkadaşlarının ve tavsiye mektuplarının desteğini alan Emin St. Petersburg’a gider. Orada hükümet temsilcileri ile bir araya gelir, hükümet temsilcilerinde olan Vorontsov Emin’i kendi evinde ağırlar. Genel olarak, çarlık makamları, onun Ermenistan’ın Rusya’nın yardımı ile kurtuluşu projesini onaylayarak yaklaşıyorlardı. Vorontsov ona, Çar İrakli’ya kabul edilmesini sağlamak için kendi ismiyle Emin’e bir tavsiye mektubu verdi. Ayrıca Rus vatandaşı Ermenilerde ona mali yardım sağladı. Tamraz Mirza ile planladığı gibi iyi bir ilişki kurmayı da başardı. Tamraz Mirza Emin’i mümkün olduğu kadar cesaretlendirdi ve Ermenilerin yabancı boyunduruğundan kurtulup Gürcüler ile birleşeceği ümidini dile getirdi.  Ancak, birkaç hafta sonra Tamraz Mirza öldü. Bu, onun yardımına ve himayesine güvenen Emin için büyük bir talihsizlikti. İngiliz arkadaşları Emin'e, Rus devletinin hizmetine girme tavsiyesinde bulunmuşlardı, onlara göre bu Emin için iyi bir perspektif olabilirdi. Ama o kararlıydı, kişisel kariyerini değil halkının özgürlüğünü düşünüyordu bu yüzden ne olursa olsun Gürcistan’a ve Ermenistan’a gidecekti.

Kont Mikhail Vorontsov 

Gürcistan’a Yolculuk

O zamanların Tiflis bölgesi, önemli ticaret ve zanaat merkezi olan çok renkli bir şehirdi. Tiflis'e vardığında Emin bir Ermeni tüccarın evine götürülür. Emin bir hafta içinde Çar İraklı ile görüşecektir. Şunu söylemek gerekir ki Çar İraklı Avrupalı Devletlerin gücünden haberdar biridir. Dolayısıyla Avrupalıların üstatlığını benimsemiş ve onlardaki gelişmişliği kullanmayı kendisine önemli bir görev olarak gören biridir. Bu nedenle İraklı Emin'in Gürcistan'a gelişini tamamen onayladı. Kuşkusuz ki Avrupa’da eğitim gören İngiltere’de askeri ilişkiler okuyan bu genç adama İraklı’nın büyük bir ilgi göstermesi kaçınılmazdı. Emin, her şeyden önce, onun gözünde ona çok faydalı olabilecek Avrupalı eğitimli bir uzman askerdi. Emin’in para için kendisine hizmet eden bir yabancı değil de samimi bir şekilde gücünü ve bilgisini vermek için gelen bir ermeni olması, onu kralın gözünde daha önemli biri yapıyordu.

Çar İraklı 

Bu konuyu bir an önce kapatmak için şunu eklemeliyiz ki İraklı Emin’in politik programını uygulayabilecek özellikte biri değildi. İraklı güçlü Osmanlı İmparatorluğu'ndan korkuyordu ve Ermeni topraklarının kurtuluşu için savaşa katılmayı düşünmüyordu. Zayıflatılmış Pers devletine gelince, tüm hırsları için komşu hanlıkların yasal bağımlılığıyla oldukça ilgiliydi. Bu durum,  bu bölgelerin doğrudan itaat edilmesinden daha az zahmetli ve onun için daha kârlıydı.

Gürcistan'da iken, Emin, planların uygulanmasında ona yardım eden herkesle çok kapsamlı bir şekilde yazışıyordu. Onun sözlerinden, yazıştığı kişilerin Artsah Melikleri oldukları biliniyordu. Başka bir yazıştığı kişide Karapet Manastır’nın (Muş’ta) öncüsü Ovnan’dı. Ovnan Emin’in amaçlarını destekledi. Ovnan Batı Ermenistan’ın farklı şehirlerinden tanınmış Ermenileri, Emin’in tarafında olması için ikna etti ve tüm Ermenilerin ellerine silah alıp savaşmaya hazır olduklarını söyledi, hatta kadınların bile. Ovnan Emin’in küçük bir müfreze ile hareket etmesini ve müfrezesinin Gürcü Çarı adına hareket ettiğini söylemesi gerektiğini ancak o zaman başarının anahtarını görebildiğini söyledi. Ancak, yukarıda belirttiğimiz gibi, İrakli hiç bir savaşa başlamadı. Sonunda, Emin Gürcistan'ı terk etti ve bir yolculuğa çıktı.

Emin Artsah’da

Kafkasya seyahatleri ve maceraları onu en sonunda Ermenilere götürdü: Artsah’a. 18. yüzyılda Artsah toprakları, Hamsı Melikliği adı verilen ayrı bir prenslikti. Onlar, cesur ve özgürlük seven melikler (prensler) tarafından yönetiliyor, sürekli Persler ve Türklerle savaşıyorlardı. Emin'in projeleri ve fikirleri onlar tarafından beğeniliyor, Artsah halkı kollarını açarak kabul ediyordu. Emin, askeri yeteneklerini burada göstermeyi başarıyor: Örneğin, Gülistan Melik’i Hovsep'e, İran Gandzak (Ganja)’da ki Han ile mücadelesinde yardımcı oluyor. Ancak, ülke çapındaki bir ayaklanmayı örgütleme girişimleri başarısız oluyor. Mesele şu ki, halk buna ideolojik ya da psikolojik olarak hazırlanmamıştı ve bazı temsilciler tüm Ermeni halkını yabancı boyunduruğundan özgürleştirecek güce sahip değildi. Buna ek olarak, ciddi bir engel de meliklerin kendilerinin bir amaçta birleşmemiş olmaları ve aralarında sürekli çatışmalar ve anlaşmazlıklar olduğu gerçeğidir.

Son girişimler: Hindistan'a Yolculuk

Vatansever hislerinde ısrarlı olan Emin, pes etmiyordu. Bir sonraki adımı, Hindistan Ermeni topluluğunun yardımıyla bir ordu kurma girişimi ve St. Karapet kilisesinin papazının ülke çapında bir ayaklanma düzenlemek olduğu Ermenistan'a dönmesi oldu. Emin, İran'da Yeni Culfa'ya yerleşir. Burada bir ordu yaratılması için ona para ayırmaya söz verildi; onu şimdiden Salmast ve Hoy'de (Pers şehirleri) bekliyordu ve ihtiyaç duyulan tek şey maddi destek idi. Emin’e yardım etmeye hazırlardı ama Kudüs’ün ermeni piskoposu yüzünden Emin’e yardım etmekten vazgeçtiler. Bu yardımın gerçekleşmediğini gören Emin, bu fikirden vazgeçti ve 1773'te Hindistan'a, Madras (Chennai) şehrine döndü.

Madras o dönemde Ermeni kurtuluş hareketinin merkezlerinden biriydi. Zengin tüccar Şahamir  Şahamiryan  liderliğindeki bir grup vatansever Ermeni aktivist vardı. İngiliz aydınlanma felsefesinin fikirlerinden de etkilenen Şahamiryan ve çevresi,  Ermenistan'ın kurtuluşu ve bağımsız bir Ermeni devletinin kurulması için aktif bir propaganda başlattı.

Şahamir Şahamiryan 

Emin, kendisiyle tanışmak isteyen Şahamiryan tarafından çok sıcak karşılandı. Şahamiryan diğer ermeni tüccarların ortaklaşa yılda on iki bin rupi Emin’e vermesi için ikna etti. Böylece Emin tekrar Ermenistan’a gidip askeri bir müfreze oluşturabilecekti. Madras zenginlerinin, Ermenistan'ın kurtuluşu için silahlı mücadeleyi finanse etmeleri gerekiyordu. Tanınmış Madras tüccarlarından Grikor Hodjadjanyan, onun bu özgürlük amacı için eğer Emin ermeni Katalikos Simeon’nın desteğini kazanırsa mirasından büyük bir kısmını ona vereceğine söz verdi. Ancak, burada bile, o zamanların Kudüs manastırı lehine Hindistan'da bağış toplayan Bishop Hovhannes müdahale etti. Bishop Hovhannes Emin’in planlarını engelleyebilmek için tüm önlemleri aldı. Emin’e kilisenin desteğini kazandığı zaman yardım edeceğini söyleyen zengin ermeni tüccarlarını, Emin’e yardım etmemesi için ikna etti.

Otobiyografi

Yaşlandığını hissetmeye başlayan Emin, arkadaşlarının tavsiyesi üzerine roman gibi olan hayatını anlatmaya karar verdi. Otobiyografisi İngilizce yazılmıştı. Yazma amacı Avrupa’da ki Ermenileri, ermeni kurtuluş hareketi ile tanıştırmak ve ermeni kurtuluşunu gündeme getirmekti. Otobiyografisi kendi ülkesini aydınlatmalı ve yurttaşlarını derin uykudan uyandırıp bağımsızlık için savaşa çağırmalıydı. Genç Ermenilerin kitabını okuyacağını tüm gücüyle umuyordu.

Emin'in otobiyografisinin yayınlanması, Hint Ermenileri arasında büyük yankı uyandırdı. Emin kitabında Ermeni din adamları ve Ermeni tüccarları hakkında çok sert konuştu. Kurtuluş planlarının başarısızlığını doğrudan “zengin insanların” açgözlülüğüne, bencilliğine ve din adamlarının karşıtlığına atfediyordu.

Altmışlı yaşlarında otobiyografisi yayınlanan Emin, bir kere bile toplumsal faaliyetlerini bırakmayı düşünmedi.  Yaşlılığında bile eğitim ve kurtuluş fikirlerinin propagandası ile sınırlı kalmak istemedi ve kurtuluş hareketi için aktif bir rol almaya hazır oldu. Kendi ülkesinin refahı hakkındaki düşünceleri onu bir dakika bile terk etmedi.

Emin, son yıllarını geçirmek için bulunduğu Hindistan sınırlarını terk etmek zorunda değildi. Yaşlı adam için İngiltere’de ki eski arkadaşlarının mektuplarına verdiği yanıtlar büyük bir sevinçti. 1789'da, o zaman ünlü bir gazeteci ve devlet adamı olan Berk’ten dokunaklı bir mektup aldı. Berk, ona "sevgili eski dostum" diye hitap ederek, her zaman onu hatırladığını söyledi. "Soylu ilkelere dayanan büyük hedefler elde etmeye çalıştınız. Başarısız olmuş olabilirsiniz ama şuan dürüst, özel ve umuyorum ki mutlu bir insan olmanız daha büyük bir başarıdır.”

Hayatının sonuna kadar, ulusal kurtuluş mücadelesi fikrine sadık kalan Emin, Ermenilerin bir zamanlar güçlü ve bağımsız bir krallığa sahip olduklarını gösteren canlı bir örnek olup, tarihsel hafızayı uyandırma görevini gördü. Emin gerçek siyasi bağımsızlık ve özgürlüğün ancak kendi güçlerimiz tarafından sağlanabileceğine ikna olmuştu. Sadece bu şekilde ezilmiş onur geri kazanılabilirdi, çünkü hiçbir halk başka bir halka onuru “hediye” edemez.

Kaynaklar: A.R. Ionnisyan, "Joseph Emin", K.A. Mirumyan "Ermeni Siyasi Düşüncesinin Tarihi".

Yorumlar

Sonra ne okumalı