Armat - national platforms
Oturum
1

....

2
Fikirlerinizi ve görüşlerinizi paylaşabilmek için kaydolun
Bizi kendiniz hakkında biraz bilgilendirin
Tamamlandı
Giriş yap
Fikirlerinizi ve görüşlerinizi paylaşabilmek için oturum açın
Giriş yap
Şifrenizi mi unuttunuz?

Ya da sosyal ağ üzerinden bize katılın

Gönder
Giriş yap
Oturum
Yezidi Soykırımı: Eski trajedinin yeni bir aşaması

Yezidi Soykırımı: Eski trajedinin yeni bir aşaması

İslam Devleti olarak adlandırılan yeni terör örgütünün çıkışı, tüm dünya toplumunun karışmasına neden oldu. İslam Devletinin (İŞİD) militanları, kendi inançlarından farklı olanlara karşı radikal yaklaşıp zulüm ediyorlar. 2014 yılında İŞİD, Irak’ın kuzeybatısına, Yezidilerin tarih boyunca yoğun olarak yaşadığı bölgeye tam çaplı bir saldırı başlattılar. İŞİD militanlarının temel amacı,  bölgeyi ele geçirmek ve orda yaşayan halkı İslam’a katmaktı. Şii ve Hristiyanların evlerini ve mülklerini terk etmelerine izin verdikleri zamanlar oldu. Fakat yezidiler böyle bir merhameti hayal bile edemedi: İŞİD savaşçıları Yezidileri sadece kâfir olarak görmüyor aynı zamanda onların kötü güçlere ibadet ettiklerini düşünüyorlardı. Tek kelimeyle söylemek gerekirse onları insan olarak görmüyorlardı. Bu yüzden Yezidilerin yerleşim alanlarına saldırırken ki tek amaçları yezidi halkında fiziksel tahribat yaratmaktı.

Böylece, Ağustos 2014’te radikal İslamcı gruplar Yezidi soykırımını gerçekleştirdiler. Bu katliam, bugüne kadar farklı devletlerde etnik bir azınlık olarak yaşayan yezidiler için ilk katliam değildi. Yezidiler kendi özel dinleri Zerdüştlüğü; Hristiyanlık, Yahudilik ve İslam unsurlarını bir araya getirerek koruyorlardı. Ama şimdi, 21. Yüzyılda onları yeniden yeryüzünden silmek için uğraşıyorlar.

Teröristler erkekleri öldürdüler, ama kadınları ve çocukları öldürmediler: Kadınları çocuklar ile birlikte cinsel köle yaptılar ve onları kişisel fahişelere dönüştürdüler. Bu korkunç olaya yaşları dokuzdan başlayan küçük kız çocuklarda maruz kalıyordu. Her gün işkence görüp, birden fazla erkeğin tecavüzüne uğruyorlar ve kurandan bölümleri öğrenmek zorunla kalıyorlardı. Seks kölelerinin yeniden satılması kabul edildi. Böylece talihsiz insanlar bir işkenceciden başka bir işkenceciye gönderildi. Fiyatlar, esirlerin yaşına ve fiziksel durumuna bağlıydı. İslamcılar küçük erkek çocuklarını aldılar ve onlardan dini fanatikler yaratmak için kuranı öğrettiler. Gelecekteki savaşçıları olacak çocuklarında bulunduğu yargılamalar yaptılar. Küçük çocuklar acımasız infazlara ve cinayetlere maruz kaldılar.

İŞİD militanlarının esaretinden kaçmayı başaran genç kadınlar oldu. İşte onlardan birinin hikâyesi: “Başıma gelenlerden sonra hayatım benim için anlamını kaybetti. Benim daha fazla kaybedecek bir şeyim yok, benim ailem vardı ama ben ailemi kaybettim. Benim sıradan bir hayatım vardı ve ben onu da kaybettim. Bir toplumda yaşadım ama bu toplum paralanıp parçalandı. Hala 3400 yezidi kadın ve çocuk satılıp ticari bir araç olarak kullanılıyor. Kimse Yezidilere yardım etmiyor. Ben kendim için artık korkmuyorum. Kaybedecek bir şeyim yok. Ben her şeyimi kaybettim: namusumu, haysiyetimi, ailemi ve içinde yaşadığım toplumu.”

İŞİD militanları sadece insanlara zarar vermedi. Aynı zamanda Orta Doğu’daki en eski kültürel anıtlarda zarar gördü. Bu anıtlardan biri, Yezidilerin ana kutsal yer olarak gördüğü Laleş Tapınağı’dır. Neyse ki Laleş Tapınağına yönelik aktif teşebbüsleri başarısız oldu. Olay yerinden bir röportajda, Yezidilerin tapınağın topraklarında kendilerini ne kadar huzurlu hissettiklerini görebiliyorsunuz. Hâlbuki tapınağa sadece 40 km ötedeki Musul kenti tamamen İŞİD kontrolündedir. Bu binlerce silahlı yezidinin tapınağı çevresi boyunca savunması sayesinde olmuştur. Savunuculardan birinin sözleri: “Ülkemizdeki (Irak) bütün inançların güçlü bir desteği var: Iraklı Şiilerin sırtında güçlü bir İran, Sünnilerin arkasında zengin Suudi Arabistan, Iraklı HristiyanlardaAvrupa’ya katılabiliyor, biz Yezidileri ise koruyan hiç kimse yok.”

Bunun sadece birkaç yıl önce gerçekleştiğine inanmak zor. Hiçbir devletin ve uluslararası örgütün çaresiz Yezidilere yardım etmediği gerçeğini kabul etmek daha zor. Talihsiz insanlara tüm yardımı, kendi güvenliklerini ve hayatlarını riske atan bireyler yapıyordu. Esaretten kurtulan (veya kovulan) genç kızları, kadınları ve çocukları kendi evlerinde koruyup saklıyorlardı. Böylece modern dünya, en eski halklardan birinin nasıl yok edildiğine sessizce tanıklık etti. Zamanında dünya toplumları, ermeni soykırımını önlemek için hiçbir güç sarf etmedi ve Türkiye’yi suçunu kabullenmesi için zorlamadı. Şimdi de 21. Yüzyılda radikal gruplar suçlanmayacaklarını bildikleri için bu katliamları herkes tarafından terkedilmiş olan ve trajik zamanlar yaşayanlara kolay bir şekilde yapabiliyorlarTarih döngüseldir, tam bir yüzyıl sonra tekrar eden Orta Doğu bölgesinde bunun örneği açıkça görebiliriz. Ermenilerin yüz yıl önce Türklerin katliamından kaçıp sığındıkları dağlar, şimdi binlerce Yezidilerin sığınağı oldu ve Suriye’nin Deyrizor çölü, bir kez daha insan ıstırabına tanık oldu.[1]

Bugün Yezidi soykırımı, Avrupa ülkeleri ve ABD tarafından kabul edildi. Bölgede Yezidi soykırımını resmen tanıyan ve kınayan tek ülke, uzun süredir en büyük Yezidi topluluklarından birine ev sahipliği yapan Ermenistan’dı. Yezidi soykırımının Ermenistan tarafından tanınması, ermeni halkının kendi topraklarında katliam suçunun mağduru olduğu ve hâlâ bu soykırımın tanınması için mücadele ettiğinden, temel öneme sahiptir.

Yezidi halkının, tarihi topraklarının üzerindeki varlığı hala bir sorun olmaya devam ediyor. Irak Yezidilerini nasıl bir gelecek bekliyor? Halk, paylarına düşen bu kaderi yaşayamaya mı çalışacak, yoksa dünyada ki milyonlarca mültecinin kaderini mi tekrarlayacak?

[1]16 Ocak 2016'da, İŞİD militanları, Deyrizor üzerine bir gece baskını gerçekleştirdi, saldırının sonucu olarak, yaşlılar, kadınlar ve çocuklar da dâhil olmak üzere 300 kadar insan öldürüldü ve 400 sivil rehin alındı.

Yorumlar

Sonra ne okumalı